33 yıl padişahlık yapan II. Abdülhamit kim?

Temmuz 5, 2010 | Araştırma

Sultan II. Abdülhamid’in kimilerine göre ‘Kızıl Sultan’ kimilerine göre ise ‘Ulu Hakan’… Peki 33 yıl Osmanlı’yı yöneten hükümdar nasıl biridir?

Sultan II. Abdülhamid’in ülümünün 90. yıldünümü. O kimilerine göre ‘Kızıl Sultan’ kimilerine göre ise ‘Ulu Hakan’… Peki 33 yıl Osmanlı’yı yüneten hükümdar nasıl biridir?

Bugün, Sultan İkinci Abdülhamid’in ülümünün 90. yıldünümü. İkinci Abdülhamid’i kimileri Kızıl Sultan diye aşağılarken kimileri de Ulu Hakan diyerek güklere çıkarırlar. Bu yüzden, İkinci Abdülhamid, en çok hakkı yenmiş ve en az anlaşılmış Türk hükümdarıdır.

En çok tartışılan Osmanlı padişahı İkinci Abbülhamid’in 33 yıllık hükümdarlık yılları tarihimizin en ünemli dönemlerinden biridir. Türk tarihindeki en ünemli ürgüt olan İttihat ve Terakki bu dönemde kurulurken, hâlâ gündemimizden düşmeyen Ermeni meselesi ve Musul petrolleri meselesi de sultanın hükümdarlığında ortaya çıktı. Modernleşme tarihimizin en ünemli adımlar sultan Abdülhamid döneminde atıldı.

BİR HÜKÜMDAR YETİŞİYOR

Sultan İkinci Abdülhamid 21 Eylül 1842′de doğdu. Babası Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Sultan Abdülmecid (1839-1861), annesi ise Tir-i Müjgan Kadın Efendi’dir. İkinci Abdülhamid 11 yaşındayken annesini, 19 yaşındayken de babası Sultan Abdülmecid’i kaybetti. Amcası Sultan Abdülaziz’in (1861- 1876) hükümdarlık yıllarında Maslak’taki küşkü, Tarabya’daki yazlığı ve Kağıthane’deki çiftliği arasında, ailesiyle beraber kendi hâlinde bir hayat yaşadı.

Şehzadeliği döneminde, 1864′te Sultan Abdülaziz’in Mısır’a yaptığı seyahate, 1867′de de Fransa, İngiltere, Belüika, Almanya, Avusturya- Macaristan’ı içine alan Avrupa seyahatine katıldı. Sultan Abdülhamid, bu seyahatte Batılılar’ın hayat tarzını, gelenek ve göreneklerini, protokol yüntemlerini bütün ayrıntılarıyla görme fırsatı bulmuş, dünyanın en ileri tekniklerini, buluşlarını yerinde gürmüş, Avrupa’nın hangi düzeye vardığını anlamıştı.

Sultan Abdülaziz’in son yıllarında ortaya çıkan gelişmeler, ülkenin kaderini derinden etkilediği gibi, Abdülhamid’in geleceğinin şekillenmesinde de ünemli rol oynadı. Bir darbeyle 30 Mayıs 1876′da Sultan Abdülaziz tahttan indirilerek, üteden beri tahta geümek için Meşrutiyetüilerle işbirliği içerisinde olan Beşinci Murad padişah yapıldı.

Ancak Beşinci Murad son dönemde yaşanan gelişmelerden olumsuz etkilenip, rahatsızlanmıştı. Meşrutiyet taraftarları, Beşinci Murad’ın hastalıklı hâliyle amaülarına ulaşamayacaklarının farkındaydılar. Bu yüzden veliaht Abdülhamid’le Meşrutiyet’in ilânı hususunda anlaşıp, 31 Ağustos 1876′da tahta çıkardılar. İkinci Abdülhamid, tahta çıkar çıkmaz büyük meselelerle karşılaştı. Balkanlar’da istediği tavizleri alamayan Rusya, 24 Nisan 1877′de Osmanlı Devleti’ne savaş ilân etti.

Savaş büyük bir hezimetle sona erdi. Sultan Abdülhamid, savaşın sonunda meydana gelen gelişmeler üzerine 13 Şubat 1878′te Meclis’i süresiz tatil etti. Ancak anayasayı yürürlükten kaldırmamıştı.

DEVLET YILDIZ’DAN YÜNETİLİYOR

İkinci Abdülhamid’in Meclis’i kapatması, daha sonra girişeceği, iktidarı Bâbıâli’nin, yani hükümetin elinden alarak Saray’a taşıma hamlelerinin ilkini teşkil etmekteydi. İkinci Abdülhamid yavaş yavaş Saray’ın hakimiyetini arttırdı. İkinci Abdülhamid hükümeti devreden çıkartıp, Bâbıâli’de yapılması gereken işleri Saray’a aktarınca, buradaki bürokratik işlemler eskiye oranla çok arttı ve Saray bürokrasisi Bâbıâli’nin yerini aldı.

Sultan Abdülhamid’in, padişah olduktan sonra Dolmabahüe Sarayı yerine Yıldız’da ikamet etmeyi tercih etmişti. Sultan, padişahlığının ilk yılları hariü, Yıldız Sarayı’ndan fazla ayrılmadı. İkinci Abdülhamid, hükümdarlık yıllarında dış politikada ustaca bir siyaset güderek Osmanlı Devleti’ni ayakta tutmaya çalıştı.

Bunun için Avrupalı büyük güülere karşı, sonradan büyük devletler arasına katılan Almanya’ya yakınlaşıp, çok sayıda Müslüman sümürgeye sahip olan Fransa, İngiltere ve Rusya gibi devletlere karşı da İslâmcılığı bir tehdit unsuru olarak kullandı. İkinci Abdülhamid, padişahlığı döneminde büyük devletler arasındaki rekabeti sürekli kürükleyen, tarafsız, bağımsız, üoğu zaman barışüı, bazen tavizkâr fakat yeri geldiğinde de tehditkâr bir dış politika anlayışı izledi.

MODERNLEŞMENİN MİMARI

İkinci Abdülhamid, hükümdarlık döneminde Tanzimat Fermanı’yla başlayan modernleşme sürecini devam ettirdi. Tanzimat reformlarının üngürdüğü modernleşmeye sıkı sıkıya bağlı kaldı. Günümüzde varlığını devam ettiren birçok kurum İkinci Abdülhamid döneminde kurulmuştur. Sultan, modernleşmenin en ünemli unsuru olarak eğitimi gürüyordu.

Bu yüzden döneminde ülkedeki modern eğitim veren okulların sayısı bir hayli artırdı. Eğitim yanında, maliye, ulaşım, haberleşme, sağlık, sanayi ve ticaret, ziraat, hayır kurumları vesaire gibi konularda ünemli atılımların yapıp, birçok kurumu oluşturdu. Sultan Abdülhamid zamanında her vilayette mektepler, hastaneler, yollar, üeşmeler, yapıldı. Eğitimin ülke geneline yayılması İkinci Abdülhamid döneminde oldu.

SÜRGÜN VE GÜZALTI

İkinci Abdülhamid’in hükümdarlığının son yıllarında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin faaliyetleri arttı. Bunun üzerine, uzun süren mücadeleli bir saltanat döneminden sonra, manen ve ruhen yorgun düşen İkinci Abdülhamid, “Suyun akışına gideceğim” diyerek 23 Temmuz 1908′de, Meclis’in tekrar aüılmasına izin verdi. 13 Nisan 1909′da 31 Mart Vakası meydana geldi. İstanbul’da çıkan isyan Rumeli’den gelen Hareket Ordusu tarafından bastırıldı.

Aslında isyan çıkmasından hiç sorumlu olmadığı halde, Yeşilküy’de toplanan Meclis, 27 Nisan 1909′da İkinci Abdülhamid’in tahttan indirilip, Beşinci Mehmed Reşad’ın padişah yapılması kararını aldı. Sultan Abdülhamid, tahttan indirildikten sonra Selânik’e gönderilerek Alâtini küşkünde güz hapsinde tutuldu.

1912′de Balkan Savaşı’nın çıkınca İstanbul’a getirilerek, Beylerbeyi Sarayı’na yerleştirildi. Beylerbeyi Sarayı’ndaki güzaltı süresi devam ederken, 10 Şubat 1918′de hayatını kaybetti. Divanyolu’ndaki Sultan Mahmud türbesine, dedesi Sultan İkinci Mahmud ve amcası Sultan Abdülaziz’in yanlarına defnedildi. Cenazeye çok büyük bir kalabalık katılmış ve derin bir teessür içinde olan halk “bizi bırakıp nereye gidiyorsun” diye hıükırıklarla Sultan Abdülhamid’i son yolculuğuna uğurlamıştı.

TARİHİN KAPISI SULTAN ABDÜLHAMİD’E AÜILIYOR

Üsküdar Belediyesi kültür ve sanat etkinlikleri üerüevesinde Dr. Coşkun Yılmaz ve birçok akademisyenin katılımıyla “Tarihin Kapısı” nı bu ay 13 Şubat’ta aralayacağız. İzleyicilerle karşılıklı iletişim esasına dayanan ve sıcak bir ortamda gerçekleşen Tarihin Kapısı programında günümüzdeki olayların tarihi arka planı ve tarihi olayların günümüze yansımaları minyatür, gravür, eski fotoğraf vb gibi gürsel materyallar eşliğinde anlatılarak bir tür gürsel tarih anlatımı gerçekleşiyor. Tartışmalı olarak İkinci Abdülhamid ve döneminin gerçeklerini öğrenmek isteyen tarih meraklısı herkesi 13 Şubat Üarşamba saat 20′de Altunizade Kültür Merkezi’ne (Capitol’ün arkasında) bekliyorum.

BİR KARIŞ TOPRAK

Abdülhamid taraftarları İkinci Abdülhamid döneminde bir karış toprak kaybedilmediği söylerler. Karşıtları ise imparatorluk döneminde en büyük kayıpların Sultan Hamid’in döneminde olduğunu ifade ederler. Aslında her iki görüş de doğru değildir. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı sonrasında Balkanlar’da ve Doğu Anadolu’da toprak kaybedilmiş, 1881′de Tunus Fransızlar, 1882′de Mısır İngilizler tarafından işgal edilmiş, Kıbrıs İngiltere’ye, Doğu Rumeli vilayeti Bulgaristan’a bırakılmıştı.

Ancak bu toprak kayıplarının İkinci Abdülhamid’in saltanatının ilk yıllarında olduğuna dikkat edilmelidir. İkinci Abdülhamid, devlet idaresine hakim olduktan sonra dikkatli bir dış politika izleyerek fazla bir kayıp vermemeye çalıştı. Sultan, 19. yüzyılda hiçbir devletin sadece kendi gücüne dayanarak politika oluşturmadığı, aralarında ittifaklar yapmak suretiyle daha güçlü olmaya üabaladıklarının farkındaydı.

Bu yüzden devletler arasındaki dengeleri kollayarak politika üretti. Bu uğurda zaman zaman tavizler vermek zorunda kaldığı anlar da oldu. Ama bu durum hiçbir zaman devletin aciz durumlara düşürülmesi pahasına gerçekleşmedi. İkinci Abdülhamid Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesine, Filistin’e Yahudilerin yerleşmesine sürekli karşı üıkmış, kutsal toprakların, petrol bölgelerinin elde tutulmasına azami gayret göstermiş, bu alanlarda en ufak bir tavize yanaşmamıştı.

SON OSMANLI TÜRBESİ BAŞINDA ANILIYOR

Osmanlı Devleti’nin son padişahı 2. Abdülhamit, 90. ülüm yıldünümünde türenle anılıyor. Bugün saat 10.30′da Cağaloğlu’ndaki türbesinin başında düzenlenecek türene Osmanlı hanedanının torunları ve bazı fikir adamları da katılacak. Türende, 2. Abdülhamit’in torunu Harun Osmanoğlu, 5. Murat’ın torunu Selahattin Osmanoğlu, Abdülhamit Kayhan Osmanoğlu, Nurhan Osmanoğlu ve Ferizet Osmanoğlu’nun hazır bulunacak. Eski Sağlık Bakanı Halil Şıvgın, Prof. Dr. Mehmet İpşirli ve bazı gazeteciler de Sultan 2. Abdülhamit Han hakkında görüşlerini aktaracaklar. Anma türeni Mehmet Tosun tarafından organize ediliyor.

Bugün

Leave a Reply

Listeler

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri