<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sultan Abdülhamid</title>
	<atom:link href="http://www.sultanabdulhamid.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sultanabdulhamid.com</link>
	<description>34. Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid Han</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Feb 2010 16:56:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Abdulhamit&#8217;in mirası 27 ülkeye satılıyor</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamitin-mirasi-27-ulkeye-satiliyor</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamitin-mirasi-27-ulkeye-satiliyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 16:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[1889.sultan hamit.]]></category>
		<category><![CDATA[abdul hamid]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamid hazretleri]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamid sultan japonya]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamid torunlari isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamit han marşı]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit kaç sene]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulhamit'in mirası 27 ülkeye satılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci abdulhamitin torunlarının isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ırlanda abdul hamid]]></category>
		<category><![CDATA[irlanda abdulhamit anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı hamit altınları]]></category>
		<category><![CDATA[safahat kaç yılında tasarlandı]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdul]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamıd hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid han]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid in hali]]></category>
		<category><![CDATA[SULTAN ABDULHAMİD VE MEHMET AKİF ERSOY]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamit]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamit resmi]]></category>
		<category><![CDATA[sultan apdül hamit]]></category>
		<category><![CDATA[SULTAN I ABDÜLHAMİD]]></category>
		<category><![CDATA[sultanabdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[sultsn abdulhamıd]]></category>
		<category><![CDATA[üçüncü abdull hamid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[ İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletmesi yapılan Hamidiye suları, dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor. Sultan 2. Abdulhamit&#8217;in miras olarak bıraktığı Hamidiye su, 27 ülkeye ulaşıyor.
Hamidiye Kaynak Suları Genel Müdürü Kenan Kılıç, yaşanan global krize rağmen 2006 yılında başladıkları su ihracat rakamlarında düşüş değil artış olduğunu açıkladı. Kılıç, &#8220;Abdulhamit Han&#8217;ın mirası 27 ülkeye ulaşıyor. Dünyadaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2010/02/hamidiye.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-63" title="hamidiye" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2010/02/hamidiye-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletmesi yapılan Hamidiye suları, dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor. Sultan 2. Abdulhamit&#8217;in miras olarak bıraktığı Hamidiye su, 27 ülkeye ulaşıyor.</p>
<p><span id="more-64"></span>Hamidiye Kaynak Suları Genel Müdürü Kenan Kılıç, yaşanan global krize rağmen 2006 yılında başladıkları su ihracat rakamlarında düşüş değil artış olduğunu açıkladı. Kılıç, &#8220;Abdulhamit Han&#8217;ın mirası 27 ülkeye ulaşıyor. Dünyadaki tüm olumsuz ekonomik gelişmelere rağmen ülkemizin bundan fazla etkilenmeyişi Hamidiye Kaynak Suları&#8217;nın da Türkiye su ihracatında kendi yerini sağlamlaştırmasına vesile olmuştur. Yoğun rekabetin yaşandığı uluslararası pazarda Hamidiye ürün yelpazesini genişleterek daralan pazarda aktif rol oynamaktadır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Hamidiye sularının 2007 yılında gerçekleştirdiği su ihracatının toplam Türkiye&#8217;deki su ihracatı içinde yüzde 5,1 pay aldığını dile getiren Kılıç, bu rakamın 2009 yılında yüzde 12&#8242;leri bulduğunu belirtti.</p>
<p>Kılıç, suyun ihraç edildiği ülkeleri ise şöyle sıraladı; Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç, İngiltere, İrlanda, İsrail, Belçika, Malta, Kuveyt, Avustralya, KKTC, Singapur, Bahreyn, Macaristan, Lübnan, Fransa, Gana, ABD, Mısır, Suudi Arabistan, İsviçre, Irak, Güney Afrika, Fas ve Filistin.</p>
<p>YURT DIŞINDA DA EZBERLENEN SLOGAN: “HAMİDİYE DENİNCE HERKES SUSAR!&#8230;.”</p>
<p>Dünyadaki tüm olumsuz ekonomik gelişmelere rağmen ülkemizin bundan fazla etkilenmeyişi Hamidiye Kaynak Suları’nın da Türkiye su ihracatında kendi yerini sağlamlaştırmasına vesile olmuştur. Yoğun rekabetin yaşandığı uluslararası pazarda Hamidiye ürün yelpazesini genişleterek daralan pazarda aktif rol oynamaktadır.</p>
<p>2006 yılında ihracata başlayan Hamidiye, 2007 yılında Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu toplam su ihracatının %5,1’ni gerçekleştirmiştir. Bu başarısı sayesinde su sektöründe var olduğunu göstermiştir. Bugün gelinen noktada Türkiye’nin toplam su ihracatının  %12’lik kısmını gerçekleştirme başarısına ulaşmış olan Hamidiye, kaliteden ödün vermeden etkin pazarlama bileşenlerini kullanarak sektörde faaliyet göstermektedir.</p>
<p>“27 ülkeye su ihraç ediyoruz..”</p>
<p>Ayrıca, müşteri memnuniyetini esas alan atılımcı ve girişimci yönetim anlayışı ile kalitesinden ödün vermeden, girdiği ihracat yolunda her yıl %100 lere varan bir artış ile çok ciddi başarılara imza atmaktadır. Hamidiye, kalitesini ve hizmet anlayışını çeşitli zamanlarda ve birçok uluslararası bağımsız kuruluşlardan aldığı ödüller ile tescillendirmektedir. Marka olamadan bir değer olamayacağından hareketle girilen her yeni pazarda marka olma yolunda stratejiler geliştiren firmamız, bugün sadece Avrupa’da değil tüm etnik pazarlarda talep görmektedir. Dünya devlerinin yarıştığı su sektöründe uluslararası pazarda bir Türk markası olarak Hamidiye her geçen gün marka değerini artırmaktadır.</p>
<p>Haber7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamitin-mirasi-27-ulkeye-satiliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu tarihi gerçeği kaç kişi biliyor?</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/bu-tarihi-gercegi-kac-kisi-biliyor</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/bu-tarihi-gercegi-kac-kisi-biliyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 17:15:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[2 nci abdulhamit han]]></category>
		<category><![CDATA[2. abdülhamit yangında]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamid 2]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamid torunlari]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamid.com]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit çiftlik çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamit hakkında yazılan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamit in torunlar hakkinda]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamitin abd ye hediye ettiği]]></category>
		<category><![CDATA[aptül hamid nasıl öldürüldü]]></category>
		<category><![CDATA[ceyhan mercimek köyü resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek tarihimiz 2 ABDÜLHAMİT]]></category>
		<category><![CDATA[http://sultanabdulhamid.com]]></category>
		<category><![CDATA[iskra sultan]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy abdul hamid han]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ve sultan abdulhamit]]></category>
		<category><![CDATA[padişahı Sultan II. Abdülhamit torunlari]]></category>
		<category><![CDATA[sebahattin arslan tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid albümü]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamid gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamid han mars]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamid marşı]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamit han mehter]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamit için marş]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamit.com]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Birinci Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid'in]]></category>
		<category><![CDATA[sultan ikinci hamit]]></category>
		<category><![CDATA[sultanabdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[sultanabdulhamid.com]]></category>
		<category><![CDATA[www.sultan kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[www.sultanabdulhamid.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[ Sultan Abdülhamit&#8217;in, yabancıların Çukurova&#8217;dan toprak satın almalarının önüne geçmek için 1 milyon 100 bin dönümlük araziyi devlet çiftliğine dönüştürdüğü ortaya çıktı.
Adanalı Tarihçi Cezmi Yurtsever, arazileri devlet çiftliğine dönüştüren Sultan Abdülhamit&#8217;in 1909 yılında görevinden uzaklaştırılmasının ardından 1912 yılında çiftliğinin, Fransız şirketlere İttihat ve Terakki Partisi güdümündeki hükümet tarafından 75 yıl süreyle satıldığını söyledi.
Satılan arazileri ekip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-61" title="sultanabdulhamidhan2" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2010/01/sultanabdulhamidhan2-150x150.jpg" alt="sultanabdulhamidhan2" width="150" height="150" /> Sultan Abdülhamit&#8217;in, yabancıların Çukurova&#8217;dan toprak satın almalarının önüne geçmek için 1 milyon 100 bin dönümlük araziyi devlet çiftliğine dönüştürdüğü ortaya çıktı.</p>
<p><span id="more-60"></span>Adanalı Tarihçi Cezmi Yurtsever, arazileri devlet çiftliğine dönüştüren Sultan Abdülhamit&#8217;in 1909 yılında görevinden uzaklaştırılmasının ardından 1912 yılında çiftliğinin, Fransız şirketlere İttihat ve Terakki Partisi güdümündeki hükümet tarafından 75 yıl süreyle satıldığını söyledi.</p>
<p>Satılan arazileri ekip biçen köylülerin, bu duruma sert tepki gösterdiğine dikkat çeken Yurtsever, &#8220;1914&#8242;te başlayan Dünya Harbi sonrasında Fransa, askeri güç kullanarak Çukurova&#8217;yı işgal etmek ve çiftlik arazisine el koymak için Adana&#8217;ya geldi. Ancak, Kuvai Milliye&#8217;nin güçlü direnişi sonrası Fransızlar amacına ulaşamadan Anadolu topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Abdülhamit, hain değil bir kahramandır.&#8221; dedi.</p>
<p>Cezmi Yurtsever, Osmanlı arşivinde Adana tarihi konusunda araştırma yaptığını belirterek &#8216;İrade-dahiliye, dosya-66, gömlek -27 numaralı&#8217; bir dosya içerisinde Osmanlı Türkçesi ve Fansızca olarak yazılı çok sayıda belge bulduğunu kaydetti. Yurtsever, &#8220;Belgelerden Osmanlı&#8217;dan alacaklı olan Fransız banker Vandeuvre ile iş ortaklığı yapan Süveyş Kanalı&#8217;nın açılmasına öncülük eden Lesseps ailesinin genç kuşak oğlu Leon&#8217;un 1912 yılında ihale yoluyla Çukurova&#8217;daki Padişah Abdülhamit, tarafından kurulan 1 milyon 100 bin dönümlük Mercimek Anavarza Çiftliğinin işletme ve mülkiyet haklarını 75 yıl süreyle 5 milyon altın Frank karşılığı satın aldıkları acı gerçeğini ortaya çıkardım.&#8221; dedi.</p>
<p>Çukurova&#8217;daki padişah çiftliğinin Fransızlara satılması karşısında Adana halkının &#8216;feryatnamesi&#8217; sayılan Padişah Mehmet Reşat&#8217;a gönderilmek üzere Adana Valiliği&#8217;ne dilekçe verildiğini kaydeden Yurtsever, &#8220;Dilekçede, &#8216;Çukurova çiftliğinin 75 sene müddetle bir Fransız şirkete verilmesi, bütün vilayet halkını ele muhtaç ve ızdırap çeker etmiştir. Biz Adanalılar bu meselede hayatımızı ve ümitlerimizi tehdit eden en kötü sonuçlar veren felaketlerin canlandığını görüyoruz. Evet daha önce Trablusgarp&#8217;ta yaşananlar ve sonra hala kızıl dumanlar altında yakılan mutluluklar, yırtılan servetlerle baştanbaşa bir kan ve ateş mahşeri olan Rumeli ve bahtı kara toprağın bu kötü geleceği göz önünde durur iken, artık yasacı nüfuzunun nasıl müthiş bir afet olacağını zan ederiz ki bizim de anlayacağımız vardır. Zaten üzülerek söyleyelim ki her tarafta olduğu gibi burada da elimizdeki sabanlardan ve onların işlediği ve işleyeceği topraklardan başka altı yüz senelik hakimiyetimizi gösterecek ve o canlı bir timsal olacak hiçbir şeyde, sanat ve ticarete ait en hayatsız bir köleye bile tesadüf edilemez. Bu acı gerçek artık saklı değil iken bir türlü anlayamıyoruz hakimiyetimizin kudret ve nişanesini zayıflatan, bize tarımda kazanç ve gelecek bırakmayan bu kadar zararlı ve tehlikeli işlere nasıl meydan veriliyor, bir türlü anlayamıyoruz&#8217;.&#8221; diye tepki gösterdiklerine dikkat çekiyor.</p>
<p>Çukurova&#8217;nın orta yerinde Anavarza kalesinden başlayarak Kozan-İmamoğlu yolu, Misis arası ve sonra da Yüreğir ovasını içine alarak Yumurtalık ve Karataş sahillerinden denize ulaşan 1 milyon 100 bin dönümlük Padişah Abdülhamit Çiftliği&#8217;nin Fransız bankerlere satılması bir anlamda ağır borç yükü altında bulunan Osmanlı Devleti&#8217;nin Adana&#8217;yı Fransızlara satması anlamına da geldiğine dikkat çeken Yurtsever, şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Fransız şirketine bağlı mühendis ve memurların Adana&#8217;ya gelerek arazi ölçümlerine başlamaları, Ceyhan-Mercimek yöresindeki 9 köy halkına topraklarını terk etme ihtarında bulunmaları üzerine Murat adında bir köylü tepkisini &#8216;Fransız memurların kafasına kurşun sıkarım, yapamazsam tutar Ceyhan nehrine kafasını sokarım&#8217; sözlerini içine alan telgrafı hükümete çekmesi üzerine topraklara el koyma çalışmaları durduruldu. Fransa ve Osmanlı hükümeti arasında Çukurova&#8217;daki arazileri kontrol sorunundan dolayı diplomatik mücadele yaşandı. Ve Fransa, Osmanlı Devleti&#8217;nin I. Dünya Harbi&#8217;ni kaybetmesi üzerine askeri gücünü kullanarak Adana&#8217;yı doğrudan işgal etti.&#8221;</p>
<p>Tarihçi Yurtsever, Adana&#8217;nın düşman işgalinden kurtulduğu 5 Ocak 1922 günü anısına Adana&#8217;nın satılması ile ilgili Osmanlı arşivindeki gizli belgeleri 4-9 Ocak 2010 tarihlerinde Adana Belediyesi Abidin Dino Parkı&#8217;nda sergi açarak acı gerçekleri kamuoyuna göstereceğini kaydetti.</p>
<p>Samanyoluhaber</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/bu-tarihi-gercegi-kac-kisi-biliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzak Doğu&#8217;da bir Osmanlı Üniversitesi</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/uzak-doguda-bir-osmanli-universitesi</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/uzak-doguda-bir-osmanli-universitesi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 18:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamid han]]></category>
		<category><![CDATA[hamidiye üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak Doğu'da bir Osmanlı Üniversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[ Aksiyon dergisi, Abdulhamid Han tarafından Çin&#8217;in başkenti Pekin kentinde 1908&#8242;de yılında yaptırılan Hamidiye Üniversitesi&#8217;nin bilinmeyen hikâyesini yazdı…
II. Abdülhamid döneminde dünya üzerinde ulaşılmadık Müslüman coğrafya kalmamıştı neredeyse. Abdülhamid Han, bir taraftan Osmanlı&#8217;yı yeniden imar etmiş, diğer taraftan Filipinler&#8217;e kadar uzanıp Müslümanların sıkıntılarını gidermişti.
Pekin&#8217;de 1908&#8242;de kurdurduğu ve hâlâ ayaktaki Hamidiye Üniversitesi onun Çin&#8217;e vurduğu mühürdü. Aksiyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-58" title="hamidiye_universitesi" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/12/hamidiye_universitesi-150x150.jpg" alt="hamidiye_universitesi" width="150" height="150" /> Aksiyon dergisi, Abdulhamid Han tarafından Çin&#8217;in başkenti Pekin kentinde 1908&#8242;de yılında yaptırılan Hamidiye Üniversitesi&#8217;nin bilinmeyen hikâyesini yazdı…</p>
<p><span id="more-57"></span>II. Abdülhamid döneminde dünya üzerinde ulaşılmadık Müslüman coğrafya kalmamıştı neredeyse. Abdülhamid Han, bir taraftan Osmanlı&#8217;yı yeniden imar etmiş, diğer taraftan Filipinler&#8217;e kadar uzanıp Müslümanların sıkıntılarını gidermişti.</p>
<p>Pekin&#8217;de 1908&#8242;de kurdurduğu ve hâlâ ayaktaki Hamidiye Üniversitesi onun Çin&#8217;e vurduğu mühürdü. Aksiyon dergisi, Hamidiye Üniversitesi&#8217;nin bilinmeyen hikâyesini yazdı… İşte, güncel fotoğraflar ve görüntülerle binlerce kilometre uzaklıktaki asırlık Osmanlı üniversitesinin hikâyesi…</p>
<p>108 YIL ÖNCE İSTANBUL&#8217;DAN İLK HAREKET…</p>
<p>28 Nisan 1901&#8242;de İstanbul&#8217;dan sesiz sedasız yola çıkan, İzmir ve İskenderiye&#8217;ye uğrayıp Kızıldeniz&#8217;i aşarak Uzak Doğu&#8217;ya yönelen Nemçe (Avusturya) vapuru Batı&#8217;nın bölgedeki ajan ve diplomatlarını hareketlendirmişti. Vapur henüz Çin&#8217;e ulaşmadan Pekin&#8217;deki Batılı sefaretler başkentlerine kriptolu mesajlar gönderir: &#8220;İstanbul&#8217;daki &#8216;kurnaz Sultan&#8217; Çinli Müslümanları kendine çekmek üzere yeni hamlelere girişti. 9 kişilik temsil heyeti Çin&#8217;e geliyor.&#8221; Osmanlı temsil heyeti uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Çin&#8217;e ulaştığında, bölgede âdeta bayram havası eser. Şanghay Limanı&#8217;na gelen vapuru görmek isteyen Çinli Müslümanlar izdihama yol açar. Sadece Batılı gazeteler değil, tüm dünya basını bu kritik ziyarete geniş yer verir o tarihlerde.</p>
<p>Çin yönetimi, ülkelerine gelen Osmanlı heyetini memnuniyetle karşılasa da, o dönemde bu ülkeyi sömüren Batılı ülkeler tedirgindi. Bizzat Sultan II. Abdülhamid tarafından görevlendirilen Mirliva (Tuğgeneral) Enver Paşa&#8217;nın hangi amaçla Çin&#8217;e geldiğini merak ediyorlardı. Hâliyle paşa, ikinci eşi, iki kâtip, iki âlim, iki asker ve uşaklardan oluşan heyet yaklaşık 4 ay süren ziyaret boyunca Batılı ajan ve elçilerin çemberindeydi. Akıcı Fransızcası, etkileyici hitabetiyle Enver Paşa, Çinli Müslümanlar ve yabancı elçilere II. Abdülhamid&#8217;in barış mesajlarını getirmek için geldiklerini söylüyordu. Ama Batılılar bu açıklamayı pek inandırıcı bulmamıştı.</p>
<p>Haddi zatında ziyaretin görünen sebebi Çin&#8217;de son yıllarda patlak veren, özellikle sömürgeci Alman ve İngilizleri hedef alan ayaklanmaları yatıştırmaktı. Zira, 1901&#8242;deki Boxer isyanında, Pekin&#8217;deki Alman Büyükelçisi Kettler sokak ortasında öldürülüp cesedi sürüklenince dönemin Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm, hususi ilişkisi bulunduğu II. Abdülhamid&#8217;den yardım istemiş, aralarında Müslümanların da bulunduğu isyancıları bastırmak üzere Çin&#8217;e birlik göndermesini talep etmişti. Çin&#8217;i cezalandırmak isteyen bazı Batılı devletler karma birlik de gönderir bu dönemde. Ancak 30 milyonluk Osmanlı, o dönemde tahmini 50-60 milyon Çinli Müslüman&#8217;ın (toplam nüfus 500 milyon) tepkisini çekmemek için bu ülkeye askerî birlik göndermekten geri duruyordu. Bununla birlikte Batı&#8217;yla kurduğu dengeleri koruma arzusundaydı; özelikle Almanlarla olanı.</p>
<p>Diplomasideki mahareti bilinen II. Abdülhamid, hem Osmanlı-Alman ilişkilerini zedelemeyecek hem de Çinli Müslümanları İstanbul&#8217;a meylettirecek bir formül buldu. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi&#8217;nin de oluruyla &#8216;Nasihat Heyeti&#8217; adı altında dokuz kişiden oluşan bir temsilci grubunun Çin&#8217;e gönderilmesini istedi. Sultan, bu kritik göreve, Yıldız&#8217;ın parlak subaylarından Enver Paşa&#8217;yı seçti. Yanına Kurmay Binbaşı Nâzım Bey verildi. Heyette ayrıca din adamı sıfatıyla Mustafa Şükrü Efendi yer aldı (rahmetli başbakanlardan Bülent Ecevit&#8217;in dedesi).</p>
<p>BATILI AJAN VE ELÇİLER HEYETİ TAKİP ETTİ</p>
<p>Devlet hazinesinden karşılanan 500 Türk lirasıyla yola çıkan ve bir ay süren yorucu seyahatin ardından mayıs (1901) başında Şanghay Limanı&#8217;na ulaşan Türk heyeti, sadece bu kentteki Müslümanlarla görüşmekle kalmamış, Çinli Müslümanların yoğunlukta olduğu bölgelere geziler düzenlemişti. Heyet, bu tür buluşmaları fırsat bilip &#8216;Müslümanların Halifesi&#8217; sıfatıyla II. Abdülhamid adına yazılan ve Çinceye tercüme edilen beyannameler dağıtır. Cuma namazlarına iştirak edip Sultan adına hutbeler okutur. Batılı elçiler, heyetin &#8216;ayaklanmaları yatıştırma&#8217; gibi bir misyonu olmadığını, giriştiği faaliyetlerde Çinli Müslümanları Halife Abdülhamid himayesinde toplamaya çalıştığını görünce Enver Paşa ve grubuyla teması keser. Hatta Batılılar bu duruma o kadar içerler ki Enver Paşa&#8217;yı karşılayan Alman elçisi bile bir daha uğramaz heyetin yanına.</p>
<p>II. Abdülhamid&#8217;in Batı&#8217;yı bir kez daha oyuna getirdiğini düşünen Pekin&#8217;deki Fransız Büyükelçisi, 4 Haziran 1901&#8242;de Paris&#8217;e şu mesajı geçer: &#8220;Sayın Bakan, Zât-ı âlileri, mektubuna ek olarak, Sultan tarafından Çin Müslümanlarıyla ilişki kurmak üzere görevlendirilmiş olan Türk heyeti konusundaki genelgeyi bulacaklardır… Şimdiki şartlar muvacehesinde, Alman hükûmeti tarafından tavsiye edildiği söylenen bu konudaki Bâb-i Ali niyetlerini öğrenmekte fayda mülâhaza ediyorum. Kouang-Si, Kouang-Tong ve özellikle Müslümanların yoğun olduğu Yunnan&#8217;da gelişen bir Pan-İslamist hareket tehlikeli olabilir ve ben neye mal olursa olsun, İstanbul&#8217;daki elçimizden Enver Paşa heyetinin gayesi hakkında bilgi elde etmeye çalışacağım… Bizim Hindo-Çin&#8217;deki sömürgelerimize komşu olan bölgelerde çok sayıda Müslüman olması hasebiyle, bu heyet, çok yakından izlememiz gereken Pan-İslamist temayüllerin bir işareti olabilir… Şanghay&#8217;da konaklayan heyetin gerçek</p>
<p>Yaklaşık 4 ay süren bu kritik sefer sırasında Enver Paşa ve heyeti maddi sıkıntılar yaşar. Batı karşıtı Ruslar bu fırsatı kaçırmaz, heyetin yardımına koşar. Enver Paşa&#8217;nın ikinci eşinin Avusturyalı olması onlara avantaj sağlar. Çin&#8217;deki Avusturya sefareti de Türk heyetine destek verir. Enver Paşa, dönüş hazırlığına başladığı günlerde, Rus Çarı&#8217;ndan bir telgraf alır. Çar, Enver Paşa&#8217;yı Rusya&#8217;ya davet etmektedir. İstanbul&#8217;dan alınan onayın ardından Çin&#8217;den Rusya&#8217;ya geçilir. Heyet orada da ilgiyle karşılanır.</p>
<p>Osmanlı&#8217;nın, sömürgeci Batı güçleri karşısında, İslam ülkelerinden alacağı destekle ayakta kalabileceğini hesaplayan Halife II. Abdülhamid, heyetin ardından Çinli Müslümanlarla kurulan bağları geliştirmekten geri durmaz. Bu amaçla Enver Paşa&#8217;nın ardından, en gözde adamı Muhammed Ali&#8217;yi (bazı kaynaklara göre en iyi hafiyesi) 1902 yılında gizlice Çin&#8217;e gönderir. Molla giyinişli, &#8216;turist âlim&#8217; imajını kullanarak Çin&#8217;in iç kısımlarında gezen Muhammed Ali, Müslümanlarla ciddi bağlantılar kurar. Arapça ve İngilizce bilmesi bu noktada çok etkili olur. İkna ettiği Müslüman ailelerin çocuklarını İstanbul&#8217;a eğitime gönderir. Muhammed Ali, bir taraftan ihtiyaç sahibi Çinli Müslümanlara İstanbul&#8217;dan gelen maddi yardımları dağıtırken, diğer yandan bölgedeki gelişmeleri sık sık yolladığı raporlarla Yıldız&#8217;a aktarır. Sultan II. Abdülhamid bu raporları, 500 milyonluk ülkedeki 50-70 milyon Müslüman&#8217;ı İstanbul&#8217;a bağlamak için geliştirdiği stratejilerinde kullanıyordu. Muhammed Ali, o dönemde Çinli Müslümanların itibar ettiği İmam Wang Haoren ile temasa geçer. İmam Haoren&#8217;e Osmanlıyı ve Sultan Abdülhamid&#8217;in İslam dünyasında hayata geçirmek istediği projeleri anlatır.</p>
<p>Çin&#8217;de o dönemin önemli Müslüman âlimlerinden biri olarak gösterilen İmam Wang Haoren (1848-1919), medresedeki eğitim ve öğretimin geliştirilmesi fikrini savunuyordu. Daha önce sadece Arapça eğitim veren Çin&#8217;deki Müslüman medreselere Çin kültürü ve Çince derslerini ilk dâhil eden de yenilikçi İmam Haoren oluyor. Haoren&#8217;nun adı Çin tarihinde &#8216;köprüleri birleştiren eğitmen&#8217;, &#8217;sosyal aktivist&#8217; sıfatlarıyla anılıyor.</p>
<p>Haoren, kendisine ulaşan bu gayriresmî Osmanlı elçisinden ve modern eğitim seferberliğine girişen II. Abdülhamid&#8217;den çok etkilenir. 1906&#8242;da talebesi Ma Debao ile çıktığı hac ziyaretinin ardından Mekke&#8217;den İstanbul&#8217;a geçer. II. Abdülhamid tarafından çok sıcak karşılanır. Haoren, İstanbul&#8217;da bulunduğu günlerde, Osmanlı eğitim sitemini inceler, İslam konusundaki hassasiyetleri gözlemler. Tespit ettiği farklıkları not alır. Çin&#8217;e döndüğünde sohbet ve hutbelerinde Osmanlı&#8217;dan, Sultan ve Türklerin Müslümanlığından bahseder.</p>
<p>II. Abdülhamid, İstanbul&#8217;a kadar gelen bu Çinli kanaat önderini eli boş göndermez. O dönemde Çin&#8217;de İslami eser pek bulunmadığı gerekçesiyle Haoren&#8217;e binin üzerinde kitap hediye eder ve bunları diğer Çinli âlimlerle paylaşmasını ister. Çinli kaynaklar bu eserlerden birkaçının günümüze ulaştığını ifade ediyor. II. Abdülhamid, İmam Haoren&#8217;e Pekin&#8217;de bir üniversite açma düşüncesinden bahseder. Modern eğitim yanlısı Haoren bu konuda Sultan&#8217;a elinden gelen her türlü yardımı sağlayacağını belirtir.</p>
<p>İstanbul&#8217;daki buluşmanın ardından henüz bir yıl geçmiştir ki Haoren&#8217;in kapısı çalınır. II. Abdülhamid&#8217;in okul açmak için Pekin&#8217;e gönderdiği iki Osmanlı muallimi ondan katkı beklemektedir. Yunnan bölgesindeki Müslümanların imamı Haoren, Muallim Ali Rıza Efendi ile Muallim Bursalı Hafız Hasan Efendi&#8217;yi Niujie Camii&#8217;ne götürür. Burada cemaate 10 bin kilometre öteden gelen bu Türk muallimlerin okul açma planını anlatır. O dönemde Niujie Camii Müslümanların buluşma mekânıdır. Çinli Müslümanlar bu caminin arka bahçesini Türk hocalara verir. Burada boş tutulan bir bina onarılır, yanına iki derslik daha inşa edilir. Çinli Müslümanlar Osmanlı bayrağının dalgalandığı derslikleri bir an önce faaliyete geçirmek için yardımcı da olur Türklere. İstanbul&#8217;dan gelen direktife bölgede Müslüman âlime duyulan ihtiyaç eklenince okulun üniversite seviyesinde açılmasına karar verilir.</p>
<p>Bir yıl süren çalışmaların ardından, 1908&#8242;de gözyaşları ve dualarla açılır Dâru&#8217;l-Ulûmi&#8217;l-Hamidîyye (Pekin Hamidiye Üniversitesi). Okul kısa zamanda Osmanlı-Çin ilişkilerinde bir doping etkisi oluşturur. Bir bakıma iki toplumu birbirine bağlar. II. Abdülhamid Han&#8217;ın 19. yüzyılın imkânlarıyla, Batı&#8217;nın düşmanlığına rağmen dünyanın öbür ucunda açtırdığı bu eğitim müessesesi Çinli Müslümanları İstanbul ve Halife&#8217;ye bağlar âdeta.</p>
<p>Okulun açılmasının ardından Çin&#8217;de değişen atmosferi Paris&#8217;e şöyle bildiriyordu Fransa&#8217;nın Pekin Büyükelçisi: &#8220;1908&#8242;de II. Abdülhamid adına açılan ve kapısında Osmanlı bayrağı dalgalanan eğitim müessesesinin ardından Çin&#8217;de yaşayan Müslümanlar yalnız Abdülhamid&#8217;den bahsetmekte ve ona övgülerde bulunmaktadır. Şüphe yoktur ki bu neticeler İslam dininin öğrettiği erdem ve faziletin bir neticesidir.&#8221;</p>
<p>Pekin Huizu (Çin Müslümanları) Tarih ve Kültür Araştırma Bölümü Başkanı Yang HaiHaipeng, o günkü şartlarda Hamidiye Üniversitesi&#8217;nin açılmasını mühim bir olay olarak değerlendiriyor. Tarihçi HaiHaipeng, aradan geçen 101 yıla rağmen okulun dersliklerinin Çinli Müslümanların hassasiyeti sayesinde ayakta kalabildiğini belirtiyor: &#8220;1907&#8242;de İstanbul&#8217;dan gelen iki Türk hoca, İmam Haoren ile görüşüp o zamanki adıyla bir &#8216;İslami Öğretmen Yetiştirme Enstitüsü&#8217;nü inşaya girişir. Türk kaynaklarında Hamidiye Üniversitesi olarak geçen, Pekin&#8217;deki Niujie Camii&#8217;nin arkasındaki bir dönüm alan üzerinde bulunan bu 3 sınıflı okul bugün hâlâ ayakta.&#8217;</p>
<p>1908&#8242;in sonunda henüz bilinmeyen bir sebepten ötürü Türk hocalar Çin&#8217;den ayrılınca, üniversiteye bölgedeki Müslümanlar sahip çıkar. Bir müddet sonra hoca yokluğundan üniversite ilkokul olarak kullanılır. Ancak 1949&#8242;daki Mao devriminin ardından Arapça ve dinî eğitime son verilir, sadece Çince eğitime imkân tanınır. Sultan II. Abdülhamid Han&#8217;ın kurdurduğu Hamidiye Üniversitesi&#8217;nin bir dersliği bugün hâlâ faaliyette. Cami cemaati isteyen gençlere gönüllü olarak din dersi veriyor bu sınıfta. Zira, okulun yaşına rağmen sınıfların durumu oldukça iyi. Zaman içinde okuldaki Osmanlı motifleri silinse de İslami mimari olduğu gibi duruyor.</p>
<p>Aksiyon</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/uzak-doguda-bir-osmanli-universitesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıllarca topluma yanlış lanse edildi</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/yillarca-topluma-yanlis-lanse-edildi</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/yillarca-topluma-yanlis-lanse-edildi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 00:02:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[2.sultan abdul han nezaketi]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamid han]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamit hakkında eser]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy sultan abdulhamid]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[Yıllarca topluma yanlış lanse edildi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[ Tarihçi araştırmacı yazar Mustafa Armağan, son yüz yılda Sultan ikinci Abdulhamit üzerinden, Osmanlı devletinin yıpratılma ve karalama kampanyası sürdürüldüğünü söyledi.
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Kulübü&#8217;nün davetlisi olarak Erzurum&#8217;a gelen Mustafa Armağan, Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi&#8217;nde,&#8217;Ulu Hakan Sultan İkinci Abdulhamit Han&#8217; konulu konferans verdi.
Armağan, Sultan Abdulhamit&#8217;i, yüzyılın tam ve gerçek olarak keşfedemediği bir siyasetçi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-55" title="abdulhamidhan7" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/12/abdulhamidhan7-150x150.jpg" alt="abdulhamidhan7" width="150" height="150" /> Tarihçi araştırmacı yazar Mustafa Armağan, son yüz yılda Sultan ikinci Abdulhamit üzerinden, Osmanlı devletinin yıpratılma ve karalama kampanyası sürdürüldüğünü söyledi.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Kulübü&#8217;nün davetlisi olarak Erzurum&#8217;a gelen Mustafa Armağan, Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi&#8217;nde,&#8217;Ulu Hakan Sultan İkinci Abdulhamit Han&#8217; konulu konferans verdi.<span id="more-54"></span></p>
<p>Armağan, Sultan Abdulhamit&#8217;i, yüzyılın tam ve gerçek olarak keşfedemediği bir siyasetçi ve devlet adamı olduğunu belirtti. Sultan ikinci Abdulhamit&#8217;in yüksek maneviyatı, nezaketi, devlet adamlığı dehasıyla Osmanlı devletinin son dönemine damgasını vuran yüce bir şahsiyet olduğuna vurgu yapan Armağan, &#8220;Böylesine büyük bir dava ve devlet adamı olan İkinci Abdulhamit&#8217;i maalesef yanlış ve yanlı olarak yıllarca topluma lanse ettiler. Amaç bu büyük devlet adamı yüce hakan üzerinden Osmanlı&#8217;yı karalamak, yıpratmak ve kötülemekti.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Dış ve iç politikada dirayetli bir hakan olan Sultan Abdulhamit&#8217;in Osmanlı devletini 33 yıl hiç bir savaşa sokmadan, dünya dengelerini elinde bulundurduğuna da değinen Mustafa Armağan,&#8221;Yedi düvele karşı kurtlarla dans eden bu yüce hakan Osmanlı&#8217;nın son dönemlerinde dünya dengelerini elinde bulundurmuş bir siyasi dehadır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Sultan İkinci Abdulhamit Han&#8217;ın eğitime, sağlığa ve bilime de büyük önem verdiğini sözlerine ekleyen Armağan, bu amaçla, Osmanlı&#8217;nın Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içerisinde kalan toprakları üzerinden 5 bin eğitim kurumu yaptırdığını, Balkanlar, Akdeniz ve Afrika ülkeleriyle bu rakamın 25 bine ulaştığını kaydetti.</p>
<p>Armağan, konferansın sonunda okurlarıyla sohbet edip, kitaplarını imzaladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/yillarca-topluma-yanlis-lanse-edildi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişah mirası mahkeme kapısında</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/padisah-mirasi-mahkeme-kapisinda</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/padisah-mirasi-mahkeme-kapisinda#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 10:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamid mirasi]]></category>
		<category><![CDATA[Padişah mirası mahkeme kapısında]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamit oğulları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[ II. Abdülhamit’in torunları dedelerinin Türkiye’deki gayrimenkulleri için bu yıl içinde hukuki mücadeleye başlıyor. Dedelerinin gayrimenkullerini istiyorlar.
İnci Döndaş&#8217;ın röportajı

II. Abdülhamit’in torunları dedelerinin Türkiye’deki gayrimenkulleri için bu yıl içinde hukuki mücadeleye başlıyor. Dedelerinin 17 şehirde pek çok gayrimenkulü bulunduğunu iddia eden varisler, belirtilen rakamın 10 bin 200  olduğunu söylüyor. Varislerden Bülent Osman ile Orhan Osmanoğlu, öncelikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-51" title="sultanabdulhamid" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/10/sultanabdulhamid-300x171.jpg" alt="sultanabdulhamid" width="300" height="171" /> II. Abdülhamit’in torunları dedelerinin Türkiye’deki gayrimenkulleri için bu yıl içinde hukuki mücadeleye başlıyor. Dedelerinin gayrimenkullerini istiyorlar.</p>
<p>İnci Döndaş&#8217;ın röportajı<br />
<span id="more-50"></span><br />
II. Abdülhamit’in torunları dedelerinin Türkiye’deki gayrimenkulleri için bu yıl içinde hukuki mücadeleye başlıyor. Dedelerinin 17 şehirde pek çok gayrimenkulü bulunduğunu iddia eden varisler, belirtilen rakamın 10 bin 200  olduğunu söylüyor. Varislerden Bülent Osman ile Orhan Osmanoğlu, öncelikle devletten tazminat talep edeceklerini anlatıyor. Eğer bu talepleri kabul edilmezse AİHM’e gideceklerini belirtiyor ve “Türkiye’deki sorunu çözdükten sonra yurtdışındaki gayrimenkuller için de harekete geçeceğiz” diyor</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nda tam 33 yıl tahtta oturan Sultan II. Abdülhamit’in torunları dedelerinin şahsi malları için hukuk mücadelesi başlatıyor. Suriye’den İngiltere’ye Lübnan’dan Almanya’ya pek çok farklı ülkede yaşayan hanedan üyelerinin önemli bir kısmı, beş yıl önce avukatlarına talimat vererek dedelerinin gayrimenkullerinin araştırılmasını istedi. Beş yıl süren araştırma ve izlenecek hukuki süreçle ilgili çalışmaların sonuna gelindi ve bu yılın sonunda harekete geçilecek.</p>
<p>Bu yerler arasında Türkiye’de 17 şehirde çiftlik, tarla, ormanlık alanlar, madenler, arsalar, kent içinde birçok gayrimenkuller bulunuyor. Abdülhamit’in torunlarının avukatları Ayşegül Topuz ve Burak Varoğlu, söz konusu gayrimenkullerin Sultan’ın şahsen edindikleri yani Hazine-i Hassa mülkleri olduğunu söylüyor. Hukuki sürece konu olacak gayrimenkullerin sayısı konusunda şimdilik bir bilgi veremeyeceklerini belirten avukatlar “Geçmişte yargılamaya konu olmuş ve özellikle TBMM’nde yapılan tartışmalarda da zikredilmiş olan rakamlar 10 bin 210 ile 10 bin 228 arasında” demekle yetiniyor.</p>
<p>MECLİS YORUMU HUKUKA AYKIRI</p>
<p>İki avukat son beş yıldır bu konu üzerinde çalışıyor. Peki daha önce yurt içi ve yurtdışında açılan bazı davaların kaybedildiği göz önünde bulundurulduğunda nasıl bir hukuki süreç işlenecek? Burak Varoğlu “Türkiye, 1949’dan sonra varislere, miras ve mülkiyet hakkını tanımayınca, yurtdışındaki mahkemeler de bu hukuki karara yaslanıyor. Dolayısıyla önce Türkiye’de bir sonuç alınması gerekiyor” yanıtını veriyor. Peki Türkiye’de bu konuda yargı yolu açık mı? Bu soruyu Ayşegül Topuz şöyle yanıtlıyor: “431 Sayılı Yasa’nın 8. maddesi ‘Osmanlı İmparatorluğunda padişahlık etmiş kimselerin Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilindeki tapuya merbut emvali gayrimenkulleri millete intikal etmiştir’ şeklinde. Sultan Abdülhamit’in yasanın ilanı tarihinden altı yıl önce vefat ettiği göz önüne alındığında, anılan yasanın Sultan ve mirasçılarına uygulanması hukuken mümkün değil. Türk hukuk tarihini incelediğimizde Cumhuriyetin ilk yıllarında, Yüksek Yargı’nın da bu hukuksal yorumu benimsemiş olduğu göze çarpıyor. Ancak bu mülkler 1949’daki Meclis yorumuyla millete intikal etmiş addedilmiş. Bu yorum hukuka aykırı. Bugün hukuksal bir kurum olarak da ‘Meclis Yorumu’ bulunmamakta. Bilahare Pasaport Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle de Türkiye’ye girişlerine izin verilen hanedan üyelerinin 431 sayılı yasa kapsamında kalan miras haklarını talep edemeyecekleri yolunda bir düzenleme getirilmiş.”</p>
<p>ÖNCE UZLAŞMA SON ÇARE AİHM</p>
<p>Topuz, bugün Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasındaki değişikliğin, AİHM’in yargı yetkisi ile mülkiyet hakkını koruyan 1 No’lu protokolün kabul edilmesinin ve bu protokolün birinci maddesi kapsamında daha önceki el koymaların hakkaniyetli olup olmadığının yeniden tartışılması gerekliliği konularından bu hukuki süreçte destek aldıklarını söylüyor: “Bu mülkler 1949’daki Meclis yorumu ile 431 sayılı yasanın 8. maddesi kapsamına alınmış.. Ama yargı AİHM yokken dahi bu konudaki hukuksal incelemesini yapmış bitirmiş. Ve bu çok net: Hazine-i Hassa mülkleri Abdülhamit’in özel mülkiyetidir ve vefat tarihinde bu miras mirasçılarına intikal etmiştir. Türkiye’de iç hukuk yollarının tüketilmediğini düşünüyorum. Bugün dava açılabilir.”</p>
<p>Sultan Abdülhamit’in torunları dedelerinden kalan miras için önce devletle uzlaşmak istediklerini söylüyor. İstedikleri dedelerinden kalan gayrimenkullerin tazmini&#8230; Eğer bu konuda bir çözüm alamazlarsa son çare olarak AİHM’de yargı yoluna gideceklerini belirtiyorlar.</p>
<p>Yunanistan kralı AİHM’de 14 milyon euro tazminat aldı</p>
<p>Sultan Abdülhamit’in mirasıyla ilgili eğer Türkiye’de bir sonuç alınamazsa mirasçılar, AİHM’de haklarını arayabileceklerini söylüyor. Daha önce AİHM’de açılan benzeri miras davalarında örneğin Yunanistan Kralı 13 milyon 700 bin euro tazminat kazanmış. Öte yandan Bulgaristan Kralı ülkesindeki Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla hakkını elde etti. Almanya’da hak Lahey Adalet Divanı’nda kazanıldı.</p>
<p>Saraylar Padişahın özel mülkü değil</p>
<p>Avukat Burak Varoğlu, başlatılacak hukuki süreçte müvekkillerinin Abdülhamit’in kişisel mirasını talep ettiğini söylüyor. Bunların arasında saray, kasır gibi tarihi eserler bulunmuyor. Varoğlu, bunların zaten Sultan’ın özel mülkü olmadığını belirterek “Padişahlık makamına ait padişahlık mülkleridir. Dolayısıyla bunların aileye miras olarak intikal edebilmesi mümkün değil” diyor.</p>
<p>Ailede 100 kişiden 90’ı sıkıntıda  ilaç parası bulamayan bile var</p>
<p>Hukuki sürece Abdülhamit’in tam 44 varisi müdahil olacak. Onlardan ikisi Bülent Osman ve Orhan Osmanoğlu&#8230; İkisi de dedelerinden kalan mirası istemelerinin son derece doğal olduğunu belirterek bazı kitaplarda “Dünyanın en büyük gayrimenkul mirası” olarak geçtiğini söyledikleri miras için 2009 yılının sonunda harekete geçeceklerini anlatıyor. Hanedan üyeleri özellikle altını çiziyor: “Kimsenin gayrimenkulünü elinden almayacağız. Biz sadece hakkımızın devlet tarafından tazminini istiyoruz.”</p>
<p>• Sizi tanıyabilir miyiz?</p>
<p>Bülent Osman: Sultan Abdülhamit ile Gazi Osman Paşa’nın torunuyum. Büyükannem Naime Sultan, Sultan Abdülhamit’in kızıydı. 1930 yılında Fransa Nice’te doğdum, yıllarca Michelin Lastikleri’nde çalıştım ve emekli oldum. Bir oğlum var.</p>
<p>Orhan Osmanoğlu: 1963’te Şam’da doğdum. Biz Sultan Abdülhamit’in büyük oğlu Mehmet Selim Efendi’nin kolundan geliyoruz. Onun oğlu Abdülkerim Efendi, onun oğlu ise babam Harun Osmanoğlu. 1974’te hanedan ailesine Türkiye’ye giriş izni verilince, ben 11 yaşındaydım, buraya geldik. Şu an tekstil üzerine ithalat-ihracat işiyle uğraşıyorum. Beş çocuğum var.</p>
<p>• Çocukken maddi sıkıntı yaşadınız mı?</p>
<p>B. O.: 1939’da ailenin tüm parası bitti. Babam kapı kapı gezip jilet satıyordu. Annem büyük mağazaların dikiş işlerini yapıyordu. Ben lise son sınıfta okuldan ayrıldım, çünkü hiç paramız yoktu. Önce bir araba yıkamacıda, sonra Michelin lastiklerinde çalışmaya başladım.</p>
<p>O. O.: Babam devlet memuruydu. Orta halliydik.</p>
<p>TORUNLARIMIZA KALMASIN</p>
<p>• Hanedan ailesi üyesi olarak gayrimenkuller için neden şimdi harekete geçtiniz?</p>
<p>B.O.: Dünyanın neresinde olursa olsun, yaşayan bir kimse için, miktarından bağımsız olarak, dedesinin mirasını araştırmak, en doğal hakkı. Aslında yeni harekete geçmiş değiliz. Bu son çalışma başlayalı neredeyse beş yıl oluyor. Daha öncesinde de ailemiz zaman zaman çeşitli ülkelerde davalar açtı. Ancak ailemiz birlikte kararlı ve uzun süreli olarak bu mücadeleyi sürdüremedi.</p>
<p>O.O.: Belki size garip gelebilir ama bu bir rüyayla başladı. Dedemi rüyamda gördüm, evrakları karıştırırken  ‘Çekmecelerimi neden karıştırıyorsun’ diye bana kızdı. Tapular filan görmüştüm. Bunun bir işaret olduğunu yorumladım kendimce. Sonra aile üyeleri konuştuk, bu süreci başlattık. Tüm yapıp ettikleriyle mal varlığıyla çok tartışılan bir dedemiz var. Bu çabamız, biraz dedemizi anlamaya çalışmakla da ilgili. Sultan II. Abdülhamit’in yurtdışında da ciddi bir mal varlığına sahip olduğu bir gerçek. Hukuk elverdiğince bunlara sahip çıkmaya çalışmak her şeyden önce tarihsel bir sorumluluk.</p>
<p>• Peki yıllar sonra ne değişti de yola çıktınız?</p>
<p>O.O.: Kazanırız, kazanmayız artık bir neticeye bağlansın bu iş. Bu işi torunlarıma bırakmak istemiyorum.</p>
<p>B.O.: Ben şanslıydım, geçinebiliyordum. Ama ailemizde öyle insanlar var ki, güçlük içindeler. Dedemizin mirasıyla onlara da yardım etmek istiyoruz.</p>
<p>O.O.: Ailede 100 kişi varsa bunun 90’ı maddi sıkıntılar içinde. Yaşı 70-80 olup da ilaç parası bulamayanlar var. Ayrıca bunların şehzade sıfatı var. İyi bir hayat yaşasak inanın bir şey istemeyiz.</p>
<p>Dosyalarımızı gören devlet ‘Uzlaşmayalım’ demeyecek</p>
<p>• Burada bir çözüm bulunamazsa AİHM’e gidecek misiniz?</p>
<p>O.O.: Biz devletle mahkemelik olmak istemiyoruz. Şahsım adına buradaki hukuk yollarını tükettikten sonra AİHM’e gitme işini en son düşünüyorum. Ama ailenin diğer üyeleri gider mi? Bilemiyorum, belki gidebilirler. Biz sonunda kadar uzlaşmaya açığız, büyüklerimiz dosyamızı inceledikten sonra ‘Uzlaşmayalım’ demeyecek.</p>
<p>• Oldu da uzlaşamadınız?</p>
<p>O.O.: Yerin adını vermeyeceğim ama üç tapu davası var. Hakim oraların Sultan Abdülhamit’e ait olduğunu belirterek tapu vermemiş. 2010 yılındayız, Azınlıkların hakları dağıtılıyor, bizim işimizin de çözüleceğine inanıyoruz. Biz olgun bir zemin bekliyorduk, şu an adalet mekanizması çok iyi işliyor. AİHM’e gidilirse büyük rakamlar alınır.</p>
<p>Araştırdık ki Suriye’nin yüzde 20’si dedemin o topraklar için devletle ortak hareket edelim</p>
<p>• Yurtdışındaki gayrimenkuller için ne zaman harekete geçeceksiniz?</p>
<p>O.O.: Mesela Suriye’de tüm araştırmaları yaptım, bir yetkili ‘Biz görüşmeye açığız ama sizin Türkiye’deki durumunuz ne oldu?’ dedi. Türkiye’deki olayı çözersek, ardından yurtdışında bulunan gayrimenkuller için hareke geçeceğiz.</p>
<p>• Siz şimdi uzlaşmak mı istiyorsunuz? Uzlaşmaya açık mısınız?</p>
<p>O.O.: Elbette. Devlet büyüklerimiz bize olumlu bir teklifle gelirlerse her şeye açığız. Zora sokacak hiçbir şey istemiyoruz. Aslında bahsettiğimiz çok büyük rakamlar, telaffuz etmek istemiyorum, yazılırsa halk gereksiz yere endişelenebilir&#8230; Ama biz devlet büyüklerimizin her türlü teklifine her şeye açığız. Biz devletle uzlaşmak istiyoruz. Suriye’de araştırmalar yaptım ve Suriye’nin neredeyse yüzde 20’si dedem Sultan  II. Abdülhamit’in. Bunlara da yardımcı olalım, gerekirse yüzde 50’sini size verelim, hakkımızı devlet olarak siz talep edin. Verecekleri karar kendi çıkarlarına da&#8230;</p>
<p>Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu’nun yeri de Sultan’ın</p>
<p>• Türkiye’deki gayrimenkullerin çoğu İstanbul’da mı?</p>
<p>İstanbul’da var, Ankara, Bursa, Edirne, Adana, İzmir Karaburun’da var&#8230;</p>
<p>• Peki örnek verebilir misiniz?</p>
<p>Çok açıklamak istemiyorum ama bu yerler arasında İstanbul Ortaköy’deki Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu da yer alıyor. Onun dışında İpsala’da içinden köy ve dere geçen 3 bin dönümlük bir yeri, İstanbul Beykoz’da Kabakoz’da binlerce dönüm araziyi söyleyebilirim. Kimse yanlış anlamasın biz kimsenin yerini yurdunu istemiyoruz. Muhatabımız Hazine&#8230;</p>
<p>Tarihsel mağduriyeti giderecek münasip bir miktar istiyoruz</p>
<p>• Dedenizin ne kadar gayrimenkulü olduğunu biliyor musunuz?</p>
<p>B.O.: Bildiğim kadarıyla hiçbir kaynak tam olarak bir sayı veremiyor.</p>
<p>O. O.: Bazı kitaplarda dünyanın en büyük gayrimenkul mirası olduğu ifade ediliyor. Sultan’ın bugün Suriye, Suudi Arabistan, Yunanistan, Filistin gibi ülkeler ve Balkanlar’da ciddi mal varlığı var. Ama önce Türkiye’deki durumumuzu düzeltmek istiyoruz.</p>
<p>• Eğer bir dava açılacak olursa milyonlarca lira mı bekliyorsunuz?</p>
<p>(İkisi ortak yanıtlıyor): Bu projeye destek veren tüm aile üyelerinin beklentisi haklarımızla orantılı ve tarihsel mağduriyeti giderecek münasip bir miktar. Bu sayede yurtdışındaki miras haklarımızın araştırılması yönündeki hızımızın artacağını, ayrıca Türkiye’nin miras hakkımızı tesliminin yurtdışındaki hak arayışımızda ihtiyaç duyduğumuz temel meşruiyet zeminini de sağlayacağını düşünüyoruz.</p>
<p>• Hanedan ailesi ve dava kelimeleri bir araya gelince “Topkapı Sarayı’nı da isterler” deniliyor. Ne diyorsunuz bu yoruma?</p>
<p>O.O.: Saraylar padişahın mülkü değil ki. Bizim bahsettiğimiz dedemizin şehzade ve padişahken edindiği mallar. Sağlık ve eğitim nedeniyle kullanılan ayrıca orduya tahsis edilen dedemize ait yerleri de bu davaya konu etmeyeceğiz.</p>
<p>Star</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/padisah-mirasi-mahkeme-kapisinda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülhamid’in ağzından Ermeni meselesi</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamid%e2%80%99in-agzindan-ermeni-meselesi</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamid%e2%80%99in-agzindan-ermeni-meselesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 23:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamid’in ağzından Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[roportaj abdulhamid aksiyon dergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[ Abdulhamid 1893&#8242;te ABD Büyükelçisi ile Ermeni sorununu görüşmüş. İşte Abdülhamid hanın ağzından çok çarpıcı Ermeni röportajı ve hükümette çalışan Ermenilerin isimleri&#8230;
1893’te ABD Büyükelçisi Terrell’i kabul eden Sultan Abdülhamid, Saray’daki Ermeniler ve Ermeni meselesiyle ilgili düşüncelerini aktarmış. 1897’de yayımlanan görüşme, hariçteki ‘kışkırtmayı’ yansıtıyor.
Mesut ÇEVİKALP / Aksiyon dergisi
1893-1896 arasında ABD Büyükelçisi olarak İstanbul’da görev yapan Alexander [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-47" title="abdulhamidhan2" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/10/abdulhamidhan2-150x150.jpg" alt="abdulhamidhan2" width="150" height="150" /> Abdulhamid 1893&#8242;te ABD Büyükelçisi ile Ermeni sorununu görüşmüş. İşte Abdülhamid hanın ağzından çok çarpıcı Ermeni röportajı ve hükümette çalışan Ermenilerin isimleri&#8230;</p>
<p><span id="more-46"></span>1893’te ABD Büyükelçisi Terrell’i kabul eden Sultan Abdülhamid, Saray’daki Ermeniler ve Ermeni meselesiyle ilgili düşüncelerini aktarmış. 1897’de yayımlanan görüşme, hariçteki ‘kışkırtmayı’ yansıtıyor.</p>
<p>Mesut ÇEVİKALP / Aksiyon dergisi</p>
<p>1893-1896 arasında ABD Büyükelçisi olarak İstanbul’da görev yapan Alexander Watkins Terrell’e (1827-1912) ait bu yazı, Terrell’in İstanbul’da bulunduğu sırada Sultan II. Abdülhamid’le yaptığı bir görüşmeyi yansıtıyor. Eşiyle birlikte Yıldız Sarayı’na kabul edilen Büyükelçi Terrell, o dönemde sınırlı sayıda yabancıya nasip olan bu olayın tüm ayrıntılarını Century Magazine isimli dergiye (aylık) yazmış. Sultan’a yönelttiği sorulara aldığı cevapların yanı sıra İstanbul, Yıldız Sarayı ve Sultan’a ait izlenimlerine de yer veriyor Terrell. 6 sayfalık metin, derginin Kasım 1897 sayısında yayımlanmış. Bahse konu dergi, ABD Kongre Kütüphanesi’nde kamuya açılmış. Terrell, yazısının büyük bölümünü o günlerde Batı’da tartışılan Osmanlı Ermenilerine ayırmış. II. Abdülhamid ile Osmanlı devletinin meseleye yaklaşımını bizzat Sultan’ın ifadeleriyle aktarmış. Görüşme 1890’larda gerçekleştiği için, Ermeni meselesinin Avrupa ve ABD’de nasıl algılandığını, dönemin diaspora Ermenileri ile onları destekleyen Hıristiyan misyonerlerin tutumlarını yansıtıyor. Yani 1915’e uzanan sürecin sinyalleri değerlendiriliyor. Hem de Sultan Abdülhamid’in verdiği cevaplar, örnekler üzerinden&#8230;</p>
<p>New York’ta 1880’de kurulan ve 1930’a kadar yayınını sürdüren Century Dergisi’nde ‘Sultan Abdülhamid ile Röportaj’ başlığıyla verilen yazının diğer önemli noktaları şöyle:</p>
<p>Sebep ne olursa olsun, kesin olan bir şey var ki Sultan’ın kendisinin ve davranışlarının Amerikan basınında yer alan yansımaları genellikle yanlışlar ve suçlamalarla doludur.</p>
<p>Sultan, Osmanlı’da son zamanlarda yaşanan kargaşaların, ABD basını tarafından hiçbir zaman doğru bir şekilde verilmediğini söyledi ve kendisinin söyleyeceklerini Amerikan halkının bilmesini sağlayacağımı umduğunu belirtti. Ardından şöyle devam etti: “Tatarlar ve Perslerin sürekli işgalleri altında ezilmiş olan Ermeniler çok büyük sayılarda göç etmeye başladılar ve Osmanlı idarecilerinden korunma elde ettiler. Onlara nazikçe ve misafirperverane davranıldı. Sürekli olarak savaş içerisinde olan hiçbir ülke, endüstriyel ve ticari bir arayışın peşine düşemez. Bu yüzden ilk sultanlar hep fetihle meşgulken, tüm ticari alanlar ve üretim alanları Hıristiyanlar, başlıca da Ermeniler tarafından tekelleştirildi. Dinlerine karşı da hoşgörü gösterildi, Müslümanlar Allah’a ibadet eden bütün dinlere karşı müsamahakârdır. Böylece Ermeniler gelişti ve dört yüzyıl boyunca Osmanlı idaresi altında kaldılar. Osmanlı İmparatorluğu’nun bankacıları, üreticileri ve müteahhitleri oldular. Tarihî kiliselerinde ve manastırlarında açık bir şekilde ibadet ettiler, ihtiyaç olduğunda da yeni ibadethaneler inşa ettiler.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim, zulmü yasaklamışken ve savaş hâlleri dışında Allah’a inananların korunmasını şart koşarken, bir Müslüman dinî sebeplerle bir Ermeni’yi nasıl öldürebilir?</p>
<p>Sultan, Ermenilerin başına gelen felaketlerin sebebinin dinleri olmadığı hususunda bazı deliller sundu: “Babam Sultan Abdülmecid tarafından Ermeni asıllı olan Dadian’a, kraliyete ait bir barut fabrikasının kontrolü teslim edilmiş. Biz çocukken babamın, beni ve kardeşimi Dadianların evine götürdüğünü ve orada iki gece uyuduğumu hatırlıyorum. Babam Sultan Mecid, Dadian’ı memnun etmek için ona evinin bitişiğinde büyük bir arsa da verdi. Kendi imkânlarıyla burada bir kilise inşa ettirdi ki soğuk havalarda buraya gidebilsin, ibadetini yerine getirebilsin. Bir Ermeni olan Kuetzroglian, sarayın tüm giyim, mücevher, mobilya işleriyle ilgilenmek için görevlendirilmişti. Bizim büyük bir gözdemiz olmuştu. Boğaz’da Asya tarafında bir evi vardı ve çok zengin olmuştu. Kraliyete ait darphanenin tüm sorumluluğu Agop Efendi adlı bir Ermeni’deydi. Zenginlik elde etmeyi çok iyi biliyordu, kendisi de çok zengindi. Bir diğer Ermeni, Gümüşgerdan, saray kadınlarının giyimlerinden sorumluydu. Hâlâ burada yaşıyor ve oldukça zengin. Ermeni Balyanlar, babadan oğla geçen bir gelenekle Osmanlı sultanlarına nesiller boyunca saraylar inşa ettiler. Dolmabahçe, Çırağan, Beylerbeyi, Yıldız ve benzeri… Bunlardan biri de şimdi benim mimarım. Ermeni Bakan Artin Paşa babamın Dadian’a verdiği Beşiktaş’taki büyük evde yaşıyor. Bayındırlık işlerini idareden sorumlu bakanım Michael Efendi de bir Ermeni. Bütün kamu arazilerinin ve bana ait gayrimenkullerin kontrolü onun elinde. Birçok Ermeni, onun isteğiyle ve benim onayımla ofiste tutulmaktadır. Size burada çalışanların isimlerinin ve aldıkları maaş miktarının listesinin verilmesini sağlayacağım (Yandaki liste).”</p>
<p>“Ermeni bir ciltçi geçtiğimiz ağustos ayında şehirde yaşanan kargaşalardan sonra Amerika’ya kaçtı. Bana bir mektup yazdı, İngilizce bilmediğinden dolayı iş bulmakta zorlandığını ve geri dönmek istediğini söylüyordu. Şimdi Hıristiyanlar, benim söyleyeceklerime çok zor inanıyorlar, bu adamın geri dönebilmesi için kendisine bin frank gönderilmesi talimatını verdim.”</p>
<p>Sultan, kendi hükûmeti veya halkının hiçbir Hıristiyan’ı dinî inançlarından dolayı cezalandırmadığını defalarca tekrar etti.</p>
<p>Sultan’a misyoner Cyrus Hamlin’in Aralık 1893’te Independent’te yer alan; Ermeni devrimcilerin kendi halklarına karşı şiddet uygulamaları için kışkırtmak ve Hıristiyan dünyasının sempatisini kazanmak amacıyla Türklere zulmetmek ve evlerini ateşe vermek niyetinde olduğuna dair bilgileri sundum.</p>
<p>Sultan, Yunan bölgesindeki kargaşa konusunda şöyle konuştu: “Maalesef Hıristiyan ve Müslüman tebaa arasındaki çatışmalar hakkındaki gerçek, Hıristiyan gazetelerinde hiçbir zaman yayımlanmadı. Hiçbir Müslüman, eğer Allah’a inanıyorsa, dinî inancından dolayı bir adamı cezalandıramaz&#8230; Hıristiyan Avrupa’sı, 1827’deki Yunan devriminde askerlerin aşırılıklarından dolayı Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kışkırtma yaparken, bir şehirde teslim olan 27 bin savunmasız Türk’ün öldürülmesine tepki göstermiyor.”</p>
<p>Sarayda ilk akşam yemeğimde masanın başına Sultan oturdu, sağında eşim, solunda da ben vardım. Osman Paşa, İsmail Paşa, Veziriazam ve diğer bakanlar da geri kalan konuklardı… Masa servisi ve dekorasyonlar, yemek odasının muhteşemliği, Hıristiyanlar dışında kimsenin içmediği şarapların mükemmelliğini hiçbir şey geçemez. Her paşa, rütbesini gösteren yıldızlar ve süslemelerle kaplı şeyler giyiyordu.</p>
<p>Sultan, İzmir ve Mezopotamya eyaletlerinde, İmparatorluğa benim tarafımdan tanıtılmış, tatlı patates yetiştirilmesindeki başarısını açık bir memnuniyetle aktardı.</p>
<p>Abdülhamid’in Osmanlı Sultanı olmasının yanı sıra 106 milyon halkıyla Muhammedî dünyanın da ruhani lideri olduğu hatırlatıldı. Tebaasının kendisine gösterdiği aşırı sevgi karşısında insan şaşırmıyor.</p>
<p>Her ne kadar şehzade iken Fransız eğitimi alsa da Sultan her zaman Türkçe konuşuyor… Yıldız’da bir saray kütüphanesi kurulmuştu. Kütüphanenin rafları, ABD’nin ve Avrupa’nın başlıca ülkelerinin standart yazarlarının kitaplarıyla doluydu. Burada ayrıca Arabistan’ın bilim, sanat ve şiirin beşiği, Avrupa’nın ise cehalet içerisinde olduğu dönemde yazılmış Arapça eserler de bulunuyordu.</p>
<p>50 yaşını geçmiş olan Sultan, orta boylu, teni açık zeytin renginde, koyu saçlı, yüksek alınlı ve büyük koyu kahverengi gözlü birisi. Yüzünde çoğunlukla üzüntülü bir ifade var. Sultan’ın kendi giyimi her zaman sade. Kırmızı bir fes, frak, koyu mavi pantolon, sert deriden imal edilmiş ayakkabı giyiyor. Çelikten kını olan ve elinin altında tuttuğu bir kılıç kostümünü tamamlıyor. Yanlız bayramlarda renkli giyiniyor. Altınlarla kaplı bir tahtta, ihtişamlı giyinmiş sivil ve askerî yöneticilerin tebriklerini kabul ediyor.</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-48" title="Alexander Watkins Terrell" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/10/Alexander-Watkins-Terrell-150x150.jpg" alt="Alexander Watkins Terrell" width="150" height="150" /> Teksaslı süvarilerin tuğgeneraliydi</p>
<p>Alexander Watkins Terrell, 3 Kasım 1827’de Virginia’da doğdu. 1832’de ailesi Mississippi’ye taşındı. Missouri Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Booneville’de hukuk okudu. 1849’da Missouri barosuna kabul edildi. Teksas’a taşındıktan (1852) sonra İkinci Bölge Mahkemesi’nin yargıçlığına getirildi. 1863’te Arizona Tugayı, Birinci Teksas Süvari Alayı’na binbaşı olarak girdi; yarbay ve ardından albaylığa terfi ettikten sonra Mansfield ve Pleasent Hill savaşlarına katıldı. Bu dönem Teksas Süvarileri’ni komuta etti. 1865’te tuğgeneralliğe yükseltildi. İç savaşın sonunda Mexico’ya gitti, kısa süre İmparator Maximilian’a hizmet etti. 1876’dan 1883’e kadar 4 dönem Teksas Senatosu’nda görev yaptı ve 1891’de Teksas Temsilciler Meclisi’ne seçildi. ABD Başkanı Grover Cleveland kendisini Osmanlı İmparatorluğu’ndan sorumlu tam yetkili büyükelçi-bakan (1893-1897) olarak atadı. 1903 ve 1905’te iki kez daha eyalet temsilcisi olarak seçildi. 1909-1911 arasında Teksas Üniversitesi Yönetim Kurulu’nda yer aldı. Aynı zamanda Teksas Eyaleti Tarih Birliği’nin başkanıydı. İlk eşi ve beş çocuğunun annesi Missouri’li Ann Elizabeth Boulding 1890’da öldü, Tekaslı ikinci eşi Sarah D. Mitchell 1871’de hayatını yitirdi. Üçüncü kez Anne Holiday Anderson Jones ile evlendi. Terrell 9 Eylül 1912’de Mineral Wells’te öldü ve eyalet mezarlığına gömüldü.</p>
<p>1890’larda Osmanlı Hükümeti’nde çalışan Ermenilerin listesi *</p>
<p>Adı Görevi Maaş/Kuruş</p>
<p>Micael Paşa Bayındır Bakanı 24 000</p>
<p>Artin Zeku Efendi G.Menkuller B. Direktörü 3 000</p>
<p>Hikiman Efendi Orman Müfettişi 3 000</p>
<p>Agop Efendi Darphaneden Sorumlu 2 000</p>
<p>Joseph Efendi Suriye-Şube Direktörü 2 500</p>
<p>Kevrok Efendi Edirne-Şube Direktörü 2 500</p>
<p>Leon Efendi Edirne-Çiftlik Direktörü 2 500</p>
<p>Kirkor Pashyan Selanik-Çiftlik Direktörü 2 500</p>
<p>Ussep Efendi Mimarlık Bürosu 2 500</p>
<p>Avedis Efendi Halep-Gayrimenkul Ofisi 2 250</p>
<p>Andon Efendi Komisyon Üyesi 2 000</p>
<p>Nikolaki Efendi Mimarlık Bürosu Direktörü 1 850</p>
<p>Navum Efendi Kâtip-Muhasebe Bürosu 1 500</p>
<p>Parsek Efendi Kâtip-Yasal İşler Bürosu 1 500</p>
<p>Yossef Efendi Kâtip Şefi 1 500</p>
<p>Hamparsum Doktor 1 500</p>
<p>Kiosseyan Efendi Kâtip-G.Menkuller Bürosu 1 400</p>
<p>Carebat Efendi Muhasebeci 1 400</p>
<p>Abaraham Efendi Müfettiş 1 200</p>
<p>Sahak Efendi Kâtip-Muhasebe Bürosu 1 100</p>
<p>Stepan Efendi Kâtip 1 100</p>
<p>Mohses Arslam Kâtip 1 100</p>
<p>Agop Efendi Suriye-Mülkiye Sekreteri 1 000</p>
<p>Vahan Bey Doktor 1 000</p>
<p>Mıgırdıch Efendi Mülkiye Sekreteri 0</p>
<p>Horsak Efendi Selanik-Makine Mühendisi 750</p>
<p>Hazar Hamamcı 750</p>
<p>Shaisan Efendi Bağdat-Teknisyen 600</p>
<p>Carebet Yıldız Sarayı-Kutu Üreticisi 600</p>
<p>Siroon Efendi Kâtip 400</p>
<p>Dicran Efendi Musul-Kâtip 350</p>
<p>Mithran Saatçi 350</p>
<p>Mihran Efendi Ormancı 300</p>
<p>Hamparsum Takunya İmalatçısı 300</p>
<p>Sahak Kahveci 170</p>
<p>Artin Ahçı 230</p>
<p>Antranik Çöpçü 200</p>
<p>(*) Sultan Abdülhamid’in Terrell’e verdiği Osmanlı Hükümeti için çalışan sivil Ermenilerin listesi. Liste, toplam 106 kişiden oluşu-yor. O dönemde 1 gümüş kuruş, 4,5 ABD senti ediyor. Maaşların aylık toplamı 110.655 kuruş.</p>
<p>(Haber: Mesut ÇEVİKALP- Aksiyon dergisi)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamid%e2%80%99in-agzindan-ermeni-meselesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülhamid&#8217;i gören son gözler de kapandı</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamidi-goren-son-gozler-de-kapandi</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamidi-goren-son-gozler-de-kapandi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:54:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamid'i gören son gözler de kapandı]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET AKİF ERSOY MÜZİKLİ SLAYT]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy sultan abdulhamidi]]></category>
		<category><![CDATA[osman ertuğrul efendi]]></category>
		<category><![CDATA[son osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamid in oğlunun adı]]></category>
		<category><![CDATA[SULTAN ABDULHAMİD VE MEHMET AKİF ERSOY]]></category>
		<category><![CDATA[veliaht]]></category>
		<category><![CDATA[veliaht prens]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Merhum Osman Ertuğrul Efendi&#8217;yi biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz? İşte bundan sadece 6 gün önce Zeynep Osman Hanımefendi&#8217;nin lütfedip gönderdiği bilgiler.

Tarihçi-Yazar Mustafa Armağan&#8217;ın Zaman gazetesinin Pazar ekinde yayımlanan makalesi;
31 Ağustos 1912 İstanbul doğumlu &#8216;Osmanlı Hanedanı Reisi&#8217; Osman Ertuğrul Efendi, 23 Eylül 2009 Çarşamba günü saat 20.19&#8242;da hayata gözlerini yumunca tarihimizin renkli bir sayfası daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-42" title="osman_ertugrul_efendi" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/09/osman_ertugrul_efendi.jpg" alt="osman_ertugrul_efendi" width="208" height="171" />Merhum Osman Ertuğrul Efendi&#8217;yi biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz? İşte bundan sadece 6 gün önce Zeynep Osman Hanımefendi&#8217;nin lütfedip gönderdiği bilgiler.</p>
<p><span id="more-41"></span></p>
<p>Tarihçi-Yazar Mustafa Armağan&#8217;ın Zaman gazetesinin Pazar ekinde yayımlanan makalesi;</p>
<p>31 Ağustos 1912 İstanbul doğumlu &#8216;Osmanlı Hanedanı Reisi&#8217; Osman Ertuğrul Efendi, 23 Eylül 2009 Çarşamba günü saat 20.19&#8242;da hayata gözlerini yumunca tarihimizin renkli bir sayfası daha kapanmış oldu.</p>
<p>Zira Osmanlı Devleti&#8217;nin &#8216;Son Sultanı&#8217; Abdülhamid&#8217;i dünya gözüyle gören son kişiydi kendisi. Ayrıca İstanbul&#8217;da doğmuş olan hayattaki son, 95 yaşını geride bırakan ilk Şehzadeydi.</p>
<p>Merhum Osman Ertuğrul Efendi&#8217;yi 2004 yazında Maçka&#8217;daki evinde ziyaret etmiş, eşi Zeynep Osman Hanımefendi&#8217;yi de orada tanımıştım. Abdülhamid&#8217;in bir başka torunu Harun Efendi de gelmiş, sevincim katlanmış ve dahi kanatlanmıştı. Nasıl kanatlanmasın ki! Düşünün, karşınızda hakkında kitap yazmaya soyunduğunuz bir insanın torunu oturuyor. Onu gören gözler size bakıyor, öpmek için elini tutan el dudaklarınıza uzanıyor. Kaç saat yüzlerinde Sultan&#8217;ın gölgesi dolaşıp durmuştu.</p>
<p>Osman Efendi sanırım biraz keyifsizdi o gün, ayrıca röportaj için gelenler vardı, bu yüzden fazla bir şey konuşamadık.</p>
<p>Aradan yıllar geçti; 5 ay önce bir e-mail düştü posta kutuma. Mesaj Zeynep Osman Hanımefendi&#8217;den geliyordu. O günlerde kendini bilmezin teki ikide bir iftira atıyordu Sultan&#8217;a. Yok Siyonistlerle Filistin&#8217;de toprak pazarlığı yapmış, yok &#8216;bal gibi içki içermiş&#8217;&#8230; Ben de bunlara belgeler ve aklıselim ışığında cevaplar veriyordum. Meğer Zeynep Hanımefendi yazılarımı Osman Efendi&#8217;ye okumuş, o da dedesinin hakkını savunduğum için teşekkürlerini iletmesini istemiş kendisinden. Bunun üzerine şimdi 2. cildini yazmakta olduğum &#8220;Abdülhamid&#8217;in Kurtlarla Dansı&#8221; adlı kitabımı New York&#8217;taki adreslerine elden gönderdim. Okuyup beğendiklerini öğrenmek tarif edilmez bir mutluluk kaynağı olmuştu fakir için.</p>
<p>Vefat eden Osmanlı Hanedanı Reisi Osman Ertuğrul Efendi eşi Zeynep Hanım&#8217;la birlikte.</p>
<p>Bu yaz Türkiye&#8217;ye geldiklerinde görüşecektik. Hatta temmuz sonu gibi müsait de bulunuyorlardı. Ne var ki, kısmetten fazlası olmuyor. Ben biraz gecikince rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldı. Kaldırılış o kaldırılış&#8230; Hayırlı işlerde acele etmek gerektiğini bir kere daha ama acı bir dersle anlamış oldum. Başta Zeynep Hanımefendi olmak üzere bütün Osmanlı hanedanı üye ve mensuplarına, tabii milletimize başsağlığı diliyorum.</p>
<p>Sultan Abdülhamid 8 oğlu içinde en çok Osman Ertuğrul Efendi&#8217;nin babası olan Mehmed Burhaneddin Efendi&#8217;yi severmiş. Kendisi fevkalade piyano çalar, resim yaparmış. Zeki ve kabiliyetli, güzel konuşan bir şehzade olduğu anlaşılan Burhaneddin Efendi&#8217;yi cuma selamlıklarına giderken Saltanat Arabası&#8217;nda karşısına oturtur, bazen de kendi adına tebriklerde bulunmak üzere elçiliklere gönderirmiş. Belki bilmezsiniz: Balıkesir&#8217;in &#8220;Burhaniye&#8221; ilçesi, adını Osman Ertuğrul Efendi&#8217;nin babasından almıştır. Sevgili Şehzade&#8217;sinin ismini, yaptığı yatırımlarla şenlendirdiği bu şirin beldeye veren kişi de Abdülhamid&#8217;dir. (Onun için diyorum ya bu topraklardan Abdülhamid&#8217;in mührünü silmek kolay değildir diye.)</p>
<p>Ne var ki, babası tahttan indirildikten sonra İttihatçılarla dirsek temasına giren Şehzade için tehlike çanları çalmaya başlamıştır.</p>
<p>Önce Osman Efendi&#8217;nin annesi olan eşi Âliye Hanımefendi, Burhaneddin Efendi&#8217;den boşanmış, sonra da meşhur Maliyeci Cavid Bey&#8217;le evlenmiştir. (Ne var ki, bu defa da mutluluğu uzun sürmeyecek ve Cavid Bey, İstiklal Mahkemesi tarafından asılacaktır.) Ardından Balkan Savaşları patlamış ve Burhaneddin Efendi&#8217;ye, bağımsızlığına kavuşan Arnavutluk&#8217;un başına kral olması teklif edilmişse de, Osmanlı gururu buna mani olmuş, bu cazip teklifi reddetmiştir. Ardından ABD&#8217;ye yerleşip zengin bir Amerikalı hanımla evlenmiştir. 15 Haziran 1949&#8242;da vefat etmiş, cenazesi gemiyle İstanbul&#8217;a getirilmek istenmiş ama CHP hükümeti izin vermemiş, bunun üzerine Şam&#8217;a götürülerek Sultan Vahdettin&#8217;in yanına gömülmüştür.</p>
<p>Burhaneddin Efendi&#8217;nin Osman Efendi&#8217;den bir yaş büyük olan diğer oğlu Mehmed Fahreddin Efendi&#8217;nin de iyi bir ressam olduğunu ve 1968&#8242;de ABD&#8217;de vefat ettiğini biliyoruz. (Kadir Mısıroğlu, &#8220;Osmanoğulları&#8217;nın Dramı&#8221;, Sebil Yay., 1974, s. 265-270.)</p>
<p>Merhum Osman Ertuğrul Efendi&#8217;yi biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz? İşte bundan sadece 6 gün önce Zeynep Osman Hanımefendi&#8217;nin lütfedip gönderdiği bilgiler. Bu bilgilerin en azından bir kısmı burada ilk kez yayınlanıyor:</p>
<p>&#8220;Babası Burhaneddin Efendi iki oğlunu da küçük yaşlarından itibaren her Avrupa&#8217;ya gidişinde beraber götürürmüş. Aile memleketten çıkarıldığında Viyana&#8217;daymışlar, dolayısıyla diğer aile fertleri gibi sürgün olayını yaşamamışlar ama ortada bir tuhaflığın olduğunu da hissetmişler. Bazı halaları ve aile fertleri Viyana&#8217;da Burhaneddin Efendi&#8217;nin evinde bir süre kalmışlar.</p>
<p>Sağda Osman Ertuğrul Efendi, solda Harun Osmanoğlu Efendi ile Maçka&#8217;daki evlerinde.</p>
<p>Gayet iyi ata binermiş, birçok madalyalar ve kupalar kazanmış ama Bar Harbour&#8217;da (New York&#8217;un kuzeyindeki Maine eyaletinde) babasının evinin olduğu mıntıkada çıkan bir yangın neticesinde bir sürü kıymetli malların arasında onlar da yanıp kül olmuş.</p>
<p>1930&#8242;ların sonlarında Amerikalı olan üvey validesini ziyaret etmek üzere Washington DC&#8217;ye gitmiş, babası da bir müddet sonra oğluna ve zevcesine iltihak etmiş ve yarı Washington&#8217;da, yarı New York&#8217;ta yaşar olmuşlar. Sonra New York&#8217;ta karar kılmışlar. Osman Efendi Güney Afrikalı İngiliz asıllı bir hanımla (Gulda Twerskoy) evlenmiş, bir maden şirketi kurup uzun seneler dünyanın birçok memleketinde maden ocakları açıp işletmiş, çok muvaffak olmuş ve şirketini kuruş ve çalıştırışı, yepyeni ve kendine has bir tarz olduğundan Columbia Üniversitesi&#8217;nde ders olarak okutulmuş.</p>
<p>Babası fevkalade iyi bir piyanistmiş. Osman Efendi, &#8220;Babam, Abdülhamid&#8217;in oğlu olmasaymış devrin en iyi piyanisti olurmuş.&#8221; der her zaman. Kendisi de, benim o zamana kadar tanıdığım insanların içinde müziği en iyi bilip tahlil edebilen ve adeta müzikle bir olmuş bir kimsedir. Onun kadar iyi müzik kulağı ve bilgisi olan bir kimseyi ben şahsen tanımadım. Gayet iyi bir marangozdur, evde kendi eliyle yaptığı üç masamız durur. Aynı zamanda çok da mükemmel bir aşçıdır. Çok okur, Türkçe, Almanca, Fransızca ve İngilizceyi mükemmel bilir, İspanyolcayı konuşur, İtalyancayı anlar, icab ederse onu da konuşur ama diğerleri kadar değil.</p>
<p>Hayvanları çok sevdiği için New York&#8217;ta bir hayvan kurtarma ve yerleştirme (adoption) vakfı kurmuş, uzun seneler ilk zevcesi işletmiş. Onun vefatından sonra vakfı devretmiş. Ben kendisini ilk hanımının vefatından iki sene sonra tanıdım ve tanıdıktan iki sene sonra da evlendik. Yıl 1991.&#8221;</p>
<p>Okuduğunuz bilgiler elime geçtiği günlerde Osman Ertuğrul Efendi henüz sağdı, yaşayacağından umutluyduk. İyileşirse hazırlıklı olayım diye hakkında bazı sorular daha sormuştum eşine. O sıkıntılı günlerinde zahmet edip cevapladılar. Bunları da sizinle paylaşmak isterdim ama gördüğünüz gibi yerimiz tükendi.</p>
<p>Artık haftaya&#8230;</p>
<p><a href="http://www.tarihname.com/abdulhamidi-goren-son-gozler-de-kapandi">http://www.tarihname.com/abdulhamidi-goren-son-gozler-de-kapandi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamidi-goren-son-gozler-de-kapandi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülhamid</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/sultan-abdulhamid</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/sultan-abdulhamid#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 16:26:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Multimedya]]></category>
		<category><![CDATA[mehter]]></category>
		<category><![CDATA[mehter marşı]]></category>
		<category><![CDATA[mehter müziği]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdulhamid marşı]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Sultan Abdülhamid Han için bestelenmiş mehter marşı için devamı tıklayınız.

					  
						
										        
								var flashvars = {
									plugins: 'rateit-1',
logo: 'http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/players/watermark.png',
mute: 'false',
									file: 'http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/playlist-controller.php?id=39-0&#038;sid=1268259030',
									enablejs: 'true',
									javascriptid: '39-0',
									backcolor: '111111',
									frontcolor: 'cccccc',
									lightcolor: '66cc00',
									skin: 'http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/players/skins/default.swf',
									stretching: 'fill',
									repeat: 'false',
									autostart: 'false'
								};
							
								var params = {
									wmode: 'transparent',
									allowfullscreen: 'true',
									allowscriptaccess: 'always',
									allownetworking: 'all'
								};

								var attributes = {
									id: 'obj-pro-player-39-0',
									name: 'obj-pro-player-39-0'
								};
							
								swfobject.embedSWF('http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/players/player.swf', 'pro-player-39-0', '350', '253', '9.0.0', false, flashvars, params, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan Abdülhamid Han için bestelenmiş mehter marşı için devamı tıklayınız.<span id="more-39"></span></p>
<p>
					  <!-- ProPlayer by Isa Goksu -->
						<div name="mediaspace" id="mediaspace"><div class="pro-player-container" width="350px" height="253px"><div id="pro-player-39-0"></div></div></div>
						<script type="text/javascript" charset="utf-8">				        
								var flashvars = {
									plugins: 'rateit-1',
logo: 'http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/players/watermark.png',
mute: 'false',
									file: 'http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/playlist-controller.php?id=39-0&sid=1268259030',
									enablejs: 'true',
									javascriptid: '39-0',
									backcolor: '111111',
									frontcolor: 'cccccc',
									lightcolor: '66cc00',
									skin: 'http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/players/skins/default.swf',
									stretching: 'fill',
									repeat: 'false',
									autostart: 'false'
								};
							
								var params = {
									wmode: 'transparent',
									allowfullscreen: 'true',
									allowscriptaccess: 'always',
									allownetworking: 'all'
								};

								var attributes = {
									id: 'obj-pro-player-39-0',
									name: 'obj-pro-player-39-0'
								};
							
								swfobject.embedSWF('http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/plugins/proplayer/players/player.swf', 'pro-player-39-0', '350', '253', '9.0.0', false, flashvars, params, attributes);
						</script>						
					
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/sultan-abdulhamid/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://video.ak.facebook.com/video-ak-sf2p/v2685/40/1/98515468684_4827.mp4" length="14819523" type="video/mp4" />
		</item>
		<item>
		<title>Dünyayı şaşırtan Osmanlı robotu</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/dunyayi-sasirtan-osmanli-robotu</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/dunyayi-sasirtan-osmanli-robotu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 01:19:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[2. abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[2.abdulhamid robotu resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamidin robotu]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamit hakkında eser]]></category>
		<category><![CDATA[alamet robot nerde ?]]></category>
		<category><![CDATA[oktan keleş bilge kağan]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı mımarısı slayt seklınde resımler]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı robotu alamet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarih ansiklopedisi ertugrul fırkateyni]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[ Sultan 2. Abdülhamid’in Japonya’ya 1889 yılında robot hediye ettiği ortaya çıktı.
İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliği ise sema edip yarım metre yürüyebilmesi ve her saat başı ezan okuyabilmesi&#8230;
Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Sultan 2. Abdülhamid Han’ın, günümüzde teknolojiye öncülük eden Japonya’ya 1889&#8242;da robot hediye ettiği anlaşıldı. İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-33" title="osmanlirobotu" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/06/osmanlirobotu-150x150.jpg" alt="osmanlirobotu" width="150" height="150" /> Sultan 2. Abdülhamid’in Japonya’ya 1889 yılında robot hediye ettiği ortaya çıktı.</p>
<p>İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliği ise sema edip yarım metre yürüyebilmesi ve her saat başı ezan okuyabilmesi&#8230;</p>
<p><span id="more-32"></span>Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Sultan 2. Abdülhamid Han’ın, günümüzde teknolojiye öncülük eden Japonya’ya 1889&#8242;da robot hediye ettiği anlaşıldı. İnsan şeklinde tasarlanan ve ismi ‘Alamet’ olan robotun özelliğinde ise yok yok. Araştırmacı-Yazar Oktan Keleş’in arşivinde yer alan Alamet’in orijinal fotoğrafları Yıldız Sarayı yangınında zarar görmüş. Ancak fotoğrafın kalan parçaları bile 120 yıl sonra ilk kez gündeme gelen bu ilginç olayı anlatmaya yetecek cinsten.</p>
<p>GONG YERİNE EZAN SESİ</p>
<p>Sultan Abdülhamid’in çağdaşı olan Japon İmparatoru Meji’nin yeğeni Prens Komatsu’nun, gemiyle İstanbul’a gelişi ve Sultan’a çeşitli hediyeler getirmesiyle başlıyor bu ilginç tarihi olay. Sarayda ağırlanan prensin ardından 1889’da İstanbul’a özel elçiler gönderen Japon İmparatoru, Sultan Abdülhamid’e Japonya&#8217;nın en büyük alameti olan, Büyük Krizantem Nişanı’nın da içinde bulunduğu çeşitli hediyelerle beraber bir mektup yollar. Japon İmparatoru mektubunda Abdülhamid Han&#8217;dan, İslâm dini, ilim ve teknolojik gelişmeler, vakıflar, hayır kurumları gibi konularda Japonca veya Fransızca bilgiler gönderilmesini rica eder.</p>
<p>Abdülhamid Han, saat mekaniğini çok iyi bilen ve aynı zamanda Yeni Kapı Mevlihânesi saat sanatkârı Musa Dede&#8217;den daha önce hiç yapılmamış, eşi benzeri olmayan, teknolojik bir saat yapmasını ister. Derviş Dede bir fikir ortaya atar ve &#8220;Bu saat Semâzen şeklinde olsun. Her saat başı kollarını açıp semâ etsin ve gong çalsın&#8221; der. Sultan Abdülhamid Han projeyi inceledikten sonra, gong yerine robotun her saat başı ezan okumasını ister. Oktan Keleş, robotun yapımından kısa bir süre önce icat edilen gramafon sayesinde ses kaydı alınabildiğini söyledi.</p>
<p>ALAMET ARADA KAYNADI</p>
<p>Ertuğrul Firkateyni’yle Japonya’ya gönderilen Alamet’in şimdiye kadar duyulmamasının belgelerdeki eşanlamlı ifadelerden kaynaklandığını belirten Keleş, “Tarihi kayıtlarda ‘Osmanlı nişanları, hediyelerle beraber Japon İmparatoru&#8217;na takdim edilmiştir&#8221; şeklinde geçiyor. Osmanlıca nişan kelimesiyle ve robotun ismi olan ‘Alametí kelimesinin eş anlamı olduğu için robot olan Alamet adeta araya kaynamış&#8221; diyor.</p>
<p>Sultan Abdülhamid Han asrın teknoloji harikası bu eseri, Ertuğrul Firkateyni vasıtasıyla yazılmış özel bir mektup, hediyeler ve nişanlar ile beraber Japon İmparatoru&#8217;na göndermişti. Firkateyn dönüş yolunda 450 mürettebatıyla birlikte batmıştı.</p>
<p>120 YIL ÖNCEKİ BULUŞ</p>
<p>Keleş yapılan robotun özelliklerini şu şekilde sıraladı: “Semâzen şeklinde, normal bir insan boyuna yakın, saatli bir robot. Kaideye oturtulmuş gövdesi; saat başı semâ ediyor, bu esnada kollarını açıyor, gümüş levhalardan yapılmış etekleri açılıyor ve aynı anda ezan okuyor. Tüm bunları yaparken yarım metre yürüyor, hem dönüyor ve ezan bitince de tekrar yarım metre geri giderek yerine dönüyor; kollarını ve eteklerini indiriyor. Robotun tamamı gümüş ve altın kaplamadan yapılmıştı. Robotun arka kısmında kurma yeri mevcuttu ve yedi günde bir kuruluyordu.&#8221;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-34" title="robot1" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/06/robot1.jpg" alt="robot1" width="551" height="600" /></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-35" title="robot2" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/06/robot2.jpg" alt="robot2" width="450" height="600" /></p>
<p>Bugün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/dunyayi-sasirtan-osmanli-robotu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülhamit&#8217;in altınları 115 yıl sonra&#8230;</title>
		<link>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamitin-altinlari-115-yil-sonra</link>
		<comments>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamitin-altinlari-115-yil-sonra#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 12:50:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[abdul hamitin hayatını anlatan eserler]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamit han altinlari]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit kaç sene]]></category>
		<category><![CDATA[abdulhamitin yaptığı eserler]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdul hamitin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[sultan abdülhamid han]]></category>
		<category><![CDATA[texas`ta bir turk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sultanabdulhamid.com/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[ Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit&#8217;in 1894&#8242;te büyük bir orman yangını yaşayan ABD&#8217;ye yaptığı 300 altınlık yardım, 115 yıl sonra karşılığını buldu.
 Antalya&#8217;da geçen yıl meydana gelen ve Türkiye&#8217;nin en büyük orman yangınına üzülen ABD&#8217;liler, yardım kampanyasına katıldı. Texas&#8217;ta başlatılan yardım kampanyasına katılan ABD&#8217;liler Abdülhamit&#8217;in 300 altına karşın Antalya&#8217;da bir orman kurdu. 
Antalya&#8217;da da bir ayağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-29" title="abdulhamhan6" src="http://www.sultanabdulhamid.com/wp-content/uploads/2009/06/abdulhamhan6-150x150.jpg" alt="abdulhamhan6" width="150" height="150" /> <span class="habermetin"><span class="manset_ozet">Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit&#8217;in 1894&#8242;te büyük bir orman yangını yaşayan ABD&#8217;ye yaptığı 300 altınlık yardım, 115 yıl sonra karşılığını buldu.</span></p>
<p><span class="manset_detay"> Antalya&#8217;da geçen yıl meydana gelen ve Türkiye&#8217;nin en büyük orman yangınına üzülen ABD&#8217;liler, yardım kampanyasına katıldı. Texas&#8217;ta başlatılan yardım kampanyasına katılan ABD&#8217;liler Abdülhamit&#8217;in 300 altına karşın Antalya&#8217;da bir orman kurdu. <span id="more-28"></span></span></span></p>
<p><span class="habermetin"><span class="manset_detay">Antalya&#8217;da da bir ayağı gerçekleştirilen 7. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları&#8217;na katılan ABD&#8217;li çocuklar, turizmin başkentinde oluşturulan &#8216;Texas-Antalya Dostluk ve Hatıra Ormanı&#8217;na fidan dikti. 13 kişilik akademisyen, gazeteci, doktor ve mühendislerden oluşan gruba, Türkçe Olimpiyatları&#8217;na katılan ABD&#8217;li öğrenciler de eşlik etti. ABD&#8217;li heyet, Lara-Kundu&#8217;da Orman Genel Müdürlüğü tarafından tahsis edilen 30 bin dönümlük alana 2 bin çam, okaliptüs, fıstık çamı ve servi fidanı dikti.</span></span></p>
<p><span class="habermetin"><span class="manset_detay">Texas&#8217;ta faaliyet gösteren &#8216;Raindrop Türkevi&#8217;nin yardım bölümü Raindrop Heplping Hands tarafından organize edilen kampanya hakkında bilgi veren Texas Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yetkin Yıldırım, Antalya&#8217;da geçen sene meydana gelen orman yangınından ötürü Teksas&#8217;ta yaşayan Türkler olarak büyük üzüntü duyduklarını söyledi. Yangın sonrasında bir yardım kampanyası düzenlediklerini anlatan Yıldırım, II. Abdülhamit&#8217;in yaptıklarını öğrenen ABD&#8217;lilerin de destek verdiğini söyledi. Osmanlı&#8217;nın doğa ve orman konusunda çok duyarlı olduğunu ve 1894&#8242;teki yardımın da bunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Yıldırım, &#8220;ABD&#8217;de büyük bir yangın olduğunu ve birçok insanın bundan zarar gördüğünü duyan dönemin Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamit Han, 300 altın yardımda bulunmuş. Şu an biz bunun belgelerini bulduk. Başbakanlıktan temin edilen belgeler kitap haline getirildi. Kitap elimize geçtiğinde biz de ABD&#8217;lilerle paylaştık. Onların da çok hoşuna gitti. &#8216;Şimdi biz de yapılan bu cömertliğin karşılığında kendi cömertliğimizi göstermek istiyoruz.&#8217; diyerek kampanyamıza destek oldular.&#8221; dedi.</p>
<p>Bu tavır karşısında ABD&#8217;de yaşayan bir Türk olarak gurur duyduğunu ifade eden Yıldırım, &#8220;Maalesef batı ülkelerinde Türklere ve Müslümanlara karşı büyük bir önyargı var. Bunun kırılmasını ve değiştiğini görmek en büyük amaçlarımızdan birisi. Böyle olaylar Osmanlı&#8217;yı ve bizleri tanımalarını, nasıl insanlar olduğumuzu öğrenmelerini, cömertliğimizi, misafirperverliğimizi görmelerini sağlıyor. Bu sayede onların düşüncelerini tamamen değiştiriyor.&#8221; diye konuştu. Yetkin Yıldırım, ABD&#8217;deki kampanyanın halen devam ettiğini, hedeflerinin fidan sayısını 4 bine çıkarmak olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p>Kampanyaya destek veren ve fidan dikmek için Antalya&#8217;daki törende hazır bulunan ABD&#8217;li gazeteci ve TV yapımcı Tom Spencer düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: &#8220;Sultan Abdülhamit 1894&#8242;te ABD&#8217;ye bu yardımı yaptığında oradaki hiçbir insanı tanımıyordu. Buna rağmen oradaki sıkıntıyı duyunca yardımcı oldu. Bugün biz onların yaptığı cömertliğin karşılığını bu ormanı açarak göstermiş oluyoruz.&#8221;</p>
<p>ABD&#8217;nin en yüksek tiraja sahip 7. gazetesi olan Houston Cronicle&#8217;da çalışan Kristina Herrndobler, &#8220;Biz burada ağaç dikmenin ötesinde bir şey yaptık. Kardeşlik, sevgi, hoşgörünün temellerini attık.&#8221; dedi.</p>
<p>Teksas Üniversitesi Rektör Yardımcısı Juan Gonzales ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: &#8220;Abdülhamit&#8217;in yaptığı güzel bir olay ve kültürlerin nasıl bir araya gelmesi gerektiğini gösteriyor. Bu orman sayesinde çok güzel ilişkiler kuracağımıza inanıyorum.&#8221;</p>
<p>Türkçe Olimpiyatları&#8217;na katılan Texas&#8217;lı öğrencilerin gösterileri ile renk kattığı fidan dikiminde &#8216;Texas-Antalya Dostluk ve Hatıra Ormanı&#8217;nın panosu için kurdele kesildi.</span></span></p>
<p><span class="habermetin"><span class="manset_detay">Samanyoluhaber<br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sultanabdulhamid.com/abdulhamitin-altinlari-115-yil-sonra/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
